İMZA KAMPANYASI

(Röportaj) Lee Jonghyun Elle Girl Temmuz 2012


 EG: Hafta sonu dizisi , A Gentleman’s Dignity’de bir aktör olmak bu ilk oyunculuk denemende sana neler hissettirdi?
 

JH: Başlangıçta stresliydim, bir oyuncu olabilmek için elimden geleni yapmaya çalıştım. Böyle tecrübeli iyi oyuncularla, yönetmen ve senaristle çalışmak benim için bir onur.
 

EG: Boş vaktinde farklı tarzda dizi ve filmler izliyor musun?
 

JH: Sadece Kore dizileri değil, genelde Japon ve Amerikan dizileri de izliyorum. Müzik yapmakla çok meşgulüm, bu yüzden kendime ayıracak pek vaktim olmuyor. Bu dizilerden bazı tecrübeler edindim. İlk izlediğim Japon dizi  Takuya Kimura ‘dan Sora Kara Furu Ichioku no Hoshi’ydi. Çok beğenmiştim. Japoncamı diziler sayesinde geliştirdim. 
 

EG: Dizileri izledikçe oyunculuk yapmak ilgini çekti mi? 
 

JH: Ben oldukça inatçı biriyim , sadece iyi olduğum şeyleri yapmaktan hoşlanırım. Mesela müzikte iyiysem tüm hayatım boyunca müzik yapmaya devam etmeliyim, mantığına sahibim. Son zamanlarda insanlar “ (müzik ve oyunculuk gibi) birbirine benzeyen  sanatlar, neden korkuyorsun ki?” diyerek beynimi yıkamaya çalışıyorlardı. Zamanla, daha fazla  diziyle bağ kurdukça doğal olarak oyunculuk yapmak ilgimi çekmeye başladı. Ama oyunculuk yapmanın çok zor olduğu bir gerçek. 
 

EG: Oyunculuğun güzelliğiyle ilgili ne düşünüyorsun?
 

JH: Tecrübeli büyüklerim bana şunu söyledi, “Beklemek oyunculuk sanatının bir şeklidir. Önce senaryoyu okumalı sonra oynamayı denemelisin. Kameradan kendini izledikten sonra oyunculuğun için uzun bekleyişin artık tamamlanmıştır." Başkalarının karşısında nasıl görüneceğimi çok düşünüyordum, oyunculuğun farklı stillerini denemeye devam ettikçe kafamdaki bu imaj değişmeye başladı. Kendi bölümümü izledikçe oyunculuğumdan memnun olmaya başladım. 
 

EG: Kendi oyunculuğuna baktığın zaman neler hissediyorsun?
 

JH: Kendime güvenim yok, diğerleri benim bölümlerimin hızlı geçtiğini söylüyor. Ama ben kendi bölümümü izlerken sanki çok uzunmuş gibi hissediyorum.
 

EG: Grup fotoğraflarında kendine bakmak gibi mi?
 

JH: Evet, kesinlikle. Şu ana kadar sadece kendime bakmaktan diğerlerine çok az bakabildim.
 

EG: Görünüşe göre 4. Bölüme kadar senin kısmın pek yok. Henüz görünmemiş “Colin”i bize tanıtır mısın?
 

JH: İnsanlar üstünde etkili bir güce sahip, çok soğuk ve havalı biri gibi görünse de aslında çok saf ve masum bir karakter.  Bir sonraki adımını tahmin etmek zor olduğu için “saatli bomba gibi” tanımını kullanabilirim sanırım. Birkaç bölümlük senaryo henüz yeni çıktığında yönetmen, “Böyle davranışlara sahip bu çocuk hakkında ne düşünüyorsun?” diye sordu. İlk zamanlar karakteri hala anlamamıştım.Yanıtım “Bilmiyorum.” oldu. Yönetmen “Aynen öyle!” dedi. Collin insanlara, “bu çocuk neden görünüyor ve neler olacak?” diye düşündürecek.
 

EG: Sence dizinin hangi bölümü izleyicilerin dikkatini çekecek?
 

JH: Colin’in sözlerinde sanki ilerlediği yolu belirleyen ipuçları var gibi görünüyor. (Bir filmin ön gösterimini izliyor gibi bir ifadeyle) senarist “Oh, işte bunun gibi.” diye bitirmeyi seviyor.  Kesinlikle çok güçlü bir yazar!
 

EG: Kim Ha Neu’unl dizideki bölümde sarhoşken ,CNBLUE Intuition şarkısını söylemesi haber başlıklarında yer aldı. 

JH: 4. Bölümü izlemedim ama internette sahneyi bulmaya çalıştım. Sanatsal görünüyor,  CNBLUE’dan göremeyeceğiniz bir söyleme şekli. ( *Kim Ha Neu'un sarhoş söylediğini kastederek espri yapıyor.)
 

EG:  Sence oyunculuk da müzikle aynı etkiye mi sahip?
 

JH: Bence hem müzik ve hem oyunculuk hislerin farklı ifadesinin yolları. İkisinin verdiği hissi de seviyorum. Normalde ayda 4 şarkı yazarım, bu aysa 8 şarkı yazdım. Her bakımdan oyunculuk sayesinde kazandığım tecrübenin bana büyük faydası oldu.


EG: Hala ilk sahneye çıkışını , ilk fotoğraf çekimini hatırlıyor musun? Hangisi seni daha çok geriyor?
 

JH: Aslında endişeli bir insan değilim. Sorunum olsa bile 5 dakika uyumama izin verirseniz sahneye çıkabilirim. Bana adrenalin verdiği için  kendimi gergin hissettirmeye çalışıyorum. Ahh, bence gergin hissetmek daha iyi, böylece daha sonra daha iyi konsantre olabiliyorum.
 

EG: Neden gergin hissetmiyorsun? 

JH: Küçüklüğümde Judo yaptığım için. Sahneye çıkmak sanki bir mücadele gibi. Böylece yavaşça adapte olabiliyorum. Farklı amaçla yapılıyor olsa da her ikisi de birbirine benziyor. 
 

EG: Busan’da doğdun ve hala aksanına sahipsin. Ama sanki böyle bir görüntün yok gibi?  

JH: Çalışanlar kullandığım aksan dahil olmak üzere bir Busan’lı olarak doğduğumu söylerdi. Başta hayatım boyunca müzik yapmaya devam edeceğim için benim için sorun değildi. Ama oyunculuğa başladıktan sonra dizideki büyüklerim başka bir aksana bir anda geçmenin doğal durmayabileceğini söylemelerine rağmen değişmem gerektiğini hissettim.
 

EG: Kendini Busan’lı bir erkek olarak hissediyor musun?
 

JH: Sadece hissetmiyorum, iliklerime kadar biliyorum. Çocukluk alışkanlıklarımı bırakamıyorum ve  mazeretlerimi bir Busan erkeği olmama bağlıyorum. Önemli diğer bir noktaysa kişiliğimin havalı olduğunu duydum.
 

EG: Diğer taraftan, gözündeki “Seoul erkeği” imajı nedir?
 

JH: İnsanlar çok detaycı ve yapmalarına gerek olmayan şeyleri önemsiyorlar. Bu iyi de olabilir kötü de, başkalarına faydası olan bir şey ve ben de yavaş yavaş adapte olmaya başlıyorum.

EG: Kendinle ilgili neler hissediyorsun?
 

JH: Ben çok tutkulu, sadece mutlu olmak isteyen biriyim. Pozitif düşünür , gülümsemek ve çalışmak için elimden gelenin en iyisini yaparım. Aynı şekilde egzersiz yaparken de zor olsa da tutkuyla en iyisini yapmaya ve mutlu olmaya çalışırım.
 

EG: Moralinin bozuk olduğu zamanlar oluyor mu?
 

JH: Programlarımız arasında sadece 1-2 saat uyuduğum zaman. O zaman gülümsemekte zorlanıyorum ve giderek daha az konuşuyorum.  Ama açıkçası böyle anlar pek olmuyor. Siz sorduğunuz için bir şeyler söylemem gerektiğini hissettim, haha.

EG: Her zaman böyle erkeksi tarzda mı konuşursun?
 

Menajeri: Her zaman böyledir. Eğer heyecanlıysa, ses tonu daha da yükselir ve daha çok konuşur. Çalışanlar böyle anlarda Jonghyun’un  konuşmaya devam etmesine izin vermemizi söyler.
 

JH: Mutlu gibi görünsem de aslında çok yalnızım .Yurt hayatımı seviyorum. Yanımda kimse olmadığında huzursuz hissediyorum. Sanki uzun zaman geçse yalnızlığa adapte olacakmışım gibi düşünüyorum, ama hayır. Ahh, benimle konuşacak kimse olmazsa moralim bozuluyor. Eğer beste yapıyorsam sorun değil, ama özellikle kimse yanımda yoksa, telefonlarıma cevap vermiyorsa bazen gene de sıkılıyorum. Ben gece insanıyım. Sabaha karşı 4-5'e kadar ayaktayım ve uyanık olduğum böyle zamanlarda yalnız hissediyorum.
 

EG: Yaşıtın olan SHINee Jonghyun’la çok yakınsınız, değil mi? En son twitterdaki Diablo 3 olayını gördük. Haha
 

JH: Ah, ben gerçekten (Olayı hatırladığı için mi eliyle başını destekleyerek kahkahalara boğuldu emin değilim.) Doğum günümden bir gün önce menajerim beni aradı ve Jonghyun’un çok komik bir şeyler tweet attığını söyledi. Ben de Jonghyun’u aradım ve bana doğumgünüm için “Diablo 3”ü aldığını ve yarın getireceğini söyledi. Gerçek olduğunu düşündüm ve hatta teşekkür ettim. Ona son zamanlarda çok yoğun olduğumu ve çalışmamı engellememesi için oyun oynamayı bıraktığımı söyledim.  Bana birini hediye olarak almıştı, ne yapabilirdim.. Sonunda hediyeyi açtığım zaman oyun yapış yapış bir pirinç kekine dönüştü. (Elle Girl: Hediye paketinin içi Jonghyun’un posteriydi, değil mi?) Evet. Ona, bana şaka yapıp yapmadığını sordum ve paketi buruşturdum ve onun posteri olduğunu farkettim. Bana gerçekten aldığını ve bana internet siparişiyle gönderdiğini söyledi.

EG: Aynı isme sahip olduğunuz için mi yakınsınız?
 

JH: Sanırım  ana sebep bu olmalı. Arkadaşımın arkadaşı olduğunu daha sonra öğrendim. Aslında birbirimize programlarımız sırasında rastladık ama gerçekten yakın değildik. Sonra arkadaşım arayıp yakın olup olmadığımızı sordu.  Yakın olduğumuzu söylersem ortaya çıkacağından korkarak “Çok yakın değiliz.” diye yanıtladım. Hemen arkasından Jonghyun aradı , “Hey, biz yakın değil miyiz?” . Ben de “Evet, yakınız.” dedim. Onun yanıtıysa “Hayır, hiç de yakın değiliz!” oldu. Çok eğlencelidir ve etrafta şakalar yapmayı sever. Ama konu şarkı söylemeye gelince içtenlikle söyler. O da önceden enstrüman çalan bir grupta olduğu için müzik hakkında konuşmaya başladığımızda daha çok yakınlaştık.





EG: CNBLUE üyeleri arasında iyi ilişkiler mi var?
 

JH: Ne olursa olsun biz bir GRUBUZ, eğer birbirimizle geçinemezsek kesinlikle birlikte müzik yapamayız. Bu yüzden birbirimize anlayış gösterir ve tartışmamak için elimizden geleni yaparız. Eğer hoşlanmadığımız bir konu varsa en kısa zamanda çözeriz. 
 

EG: Baştan beri CNBLUE üyelerinin karakteri arasında iyi bir uyum var mı?
 

JH: Hayır. Yonghwa hyung ve ben, iyi kelimelerle, “liberal” tarzdayız. Minhyuk ve Jungshin temizdirler. Bu yüzden temizlikle ilgili şeylerde sorun yaşadık. Abileri olduğumuz için bize şikayet edemiyorlardı ama tüm temizliği tek başlarına yapmaları yorucuydu.  Böylece birbirimize uyum sağladık ve şimdi odamı kendim temizliyorum. Annem Minhyuk’u bu konuda takdir ediyor. Annem geldiğinde , Kimbab yaptı ve evimizi temizlemeye yardım etti. Dedi ki (Busan aksanıyla) : "Jonghyun-ah, odan çok temiz. Ne oldu? Dünya tersine mi döndü?!" 

EG: Hayranlarınızda ve seyircilerde nasıl bir etki bırakmayı istiyorsun?
 

JH: Önemli olan “Mutlu yaşamak” ve Eric Clapton veya Bon Jovi gibi yabancı şarkıcılara benzer olarak yakışıklı kalarak yaşlanmak istiyorum. Eski jenerasyon oldukları düşünülse de hala çok havalılar. Bunu elde etmek için biz müzisyenler mutlu olmalıyız ki başkalarını da mutlu edebilelim. Tutkulu biri alarak böyle tanımlamak tuhaf hissettiriyor ama umarım insanları mutlu etmeyi başarırız!


*Blogdan yazı çıkarmak ve alıntı yapmak yasaktır.

Kaynak / Source: @CNBStorm Lee Jonghyun Channels Tough Colin for Elle Girl July 
Çeviri: cage208 @TurkishBoice

0 yorum:

Yorum Gönderme