İMZA KAMPANYASI

The FNC Dergisi 2. Sayısı Yonghwa Röportajı



Yalnız:
Yalnızlıktan bahsedecek olursak... Aslında daha önce hiç yalnız hissetmedim. Şöyle söyleyeyim... Hiçbir zaman yalnız hissetmedim..Aile? Aileden ayrı olmak? Eskiden her gün beraber yaşadığımız için, ailem yanımda yoktu, arkadaşlarım da Busan'daydı bu yüzden başlarda yalnız hissettim ve böyle zamanlarda sadece beste yaptım. Beste yaparken zaman uçup gidiyor.

Duyguların Değişmesi:
İlgi alanlarına ayrılan zamanın azalması sonucu, bir şeyler beni kovalıyor gibi hissettim. "Bu bittikten sonra, şunu da yapmalıyım." zaman böyle yavaşça geçiyordu ve bu zamanla alışkanlık oldu. Yapılacak bir şey olmadığında huzursuz hissediyordum. Yapılacak bir şey olmadığında gerçekten de iyi bir şekilde dinlenemiyordum. Busan'a döndüğümde bile "Ah! Ne yapmalıyım?" diye düşünüyordum; ama aklıma yapacak bir şey gelmiyordu. Belki de bu yüzden iyi bir şekilde dinlenemiyordum.
İlgi Alanı:
Eskiden basketbol oynardım , kışın kayağa giderdim. Fakat artık bunları yapamıyorum. Samimi olmak gerekirse, şu anda çok fazla hobim yok. Gerçekten sıfır. Belki bir fincan kahve için bir yere gitmek? Sanırım bu bir hobi olarak kabul edilebilir?! Benim için şarkı bestelemeye odaklanmamın nedeni bu, çünkü gerçekten de yapacak bir şeyim yok ve kalabalık yerlere de gidememem. Basketbol oynamayı çok seviyorum. Kayağa gitmek için de çok fazla zamanımız olmuyor. İstediğim zaman gitmek için, sezonsal geçiş kartı (Sanırım bizdeki kombine biletler gibi. Bir kere aldığınızda, istediğiniz zaman kullanabilirsiniz) bile aldım.

CNBLUE üyesi Jung Yong Hwa kimliğiyle kayak yapmak:
En son kayağa gitmemizden bu yana uzun zaman oldu. Eğlenme hissi eskisinden farklıydı. ''Daha hızlı olmalı'' ''Biraz daha'' bu tarz şeyler hissettik. Diğer insanların beni tanımaması için kendimi kamufle ettim; ama yine de bazı insanlar beni fark etti.

Kalabalık içinde Jung Yong Hwa:
Eğer,  kendimi tamamen gizlemediğim halde insanlar beni tanımazsa, gerçekten de mutsuz hissederim. Eğer tanınmazsam kendimi ifşa ederim ve ''CNBLUE'yu seviyor musun? '' ''Jung Yong Hwa'yı seviyor musun? '' diye sorarım. Eğer cevabı evet olursa '' Ben Jung Yong Hwa'yım'' derim. Böyle bir şey çok eğlenceli olur.

Bir keresinde kayağa giderken bindiğim teleferikte liseli bir kız vardı. Ona, ''CNBLUE'yu seviyor musun? diye sordum. Şöyle cevap verdi ''Evet, niye sordun?'' Sonra şöyle devam ettim ''Kalbindeki CNBLUE sıralaması nedir?'' '' CNBLUE'da en çok hoşlandığım kişi'' derken kız farkına vardı ve sordu ''Sen Jung Yong Hwa mısın? ben de, ''Evet, ben Jung Yong Hwa'yım'' dedim. Hahaha... İlk olarak benimle fotoğraf çekilmek istedi ama ona bunun bir sır olduğunu bu yüzden kabul edemeyeceğimi söyledim onun yerine yanında kağıt olduğu için ona imza verdim. 

Bugün özellikle sessiz olan cep telefonum:
Ben iletişimde bulunmak için ilk adımı atan bir karaktere sahip biri değilim. İnsanların benimle iletişime geçmesi için sessizce beklerim. Ayrıca mesajlaştığım çok kişi yok. Yani doğal olarak, şimdi, diğer üyelerle mesajlaşıyorum.

Yalnız Noel:
Geçen yıl Noel'de Japonya'daki programımızı bitirip Seul'e döndük, Noel'i beraber geçireceğim kimse yoktu. Üyelerin hepsi yorgun olduğu için uyumak istediklerini söylediler. Bu nedenle, bir süre sersem halde oturdum, sonra uyuyakaldım. Böyle günlerde programımın olması bence daha iyi. Yeni Yıl! Eskiden Yeni Yıl'da pirinç keki çorbası içmeyi çok sevmezdim. Özellikle çok pişirilip o günden sonra da sürekli ısıtıp yediğimiz için. Fakat şimdi özellikle pirinç keki çorbasını yemek istiyorum.

Yalnızken:
İlk işim, Jung Shin'le iletişime geçmek olur. Çünkü Jung Shin'le olduğumda çok eğleniyorum.

Boş Günler:
Menajerimle kahve içmeye ya da lezzetli yemekler yemeye giderim. Menajerim yanımda değilken kokulu mum almaya gidiyorum. Aldıktan sonra onları evde yakıyorum. Ondan sonra hoş ve güzel kokuları kokluyorum. Kokunun yayılması 10-20 dakika sürüyor. Daha sonra bu güzel kokuyla müzik besteliyorum.


Dinlenme Yeri: 
Jung Shin'in odası en rahat ve dinlenmek için en ideal oda. Bir önceki yurt ve şimdiki yurdumuzda yerimiz değişmiş bile olsa, neresi olursa olsun, otel odaları da dahil , en iyi oda Jung Shin'in odası! Odanın havası da çok iyi. En sevmediğim oda, Min Hyuk'un odası. Sürekli ortalık dağılacak diyor ve bana işkence ediyor. Yatağına uzanmama bile izin vermiyor.


Terk Edilecekken:
Bunu kesinlikle hissederim. Bu 6. his gibi. Hissederim ve hemen terk edilirim. Kulağa insanların beni terk etmesine sebep olacak şeyler yapmışım gibi geliyor.Öyle bile olsa, ayrılığı hemen ve kolayca kabullenemem.


Tutunmak:
Kesinlikle dört elle sarılırım ve durumla sakin bir şekilde yüzleşemem (Güler). Ne olursa olsun böyle yaparım Haha

Sonra:
Bir kez daha asla bir araya gelmem

Sokakta yürürken ideal tipinle karşılaştığında..Yanına gidip konuşur musun yoksa öylece geçip gider misin?
Kesinlikle gidip konuşurum.

Amacına ulaşınca:
Ben Jung Yong Hwa.. Hahaha

Yanında bir adam var:
Ben barışçıl biriyim.

Hayalimdeki Kız:
Dış görünüş için özellikle bir tercihim yok. Yalnızca karakter/kişilik olarak benimle aynı olması yeterli. Düşünüyorum da ne güzel olurdu (onun için) ara sıra makyajımı temizlememe yardım etmesi, nemlendirici krem sürmesi ve programım bittiğinde bana masaj yapması. Bir de, şakalarımı kaldırabimeli.

Jung Shin gibi bir kadın mı?
Öyle değil. (Bunu demek istemedim.)

Hayalimdeki Buluşma (Randevu):
Yalnızca herkesin yaptığı gibi. Planlanmış özel şeyler yapmaktansa, gerçekten sıradan insanlar gibi olmak istiyorum, film izleyebilmek, yemeğe gidebilmek, kahve içmek, yürüyüş yapmak, halka açık yerlerde alışveriş yapmak vs.



Yalanlar:
Jung Shin saçını kısa kestirdiğinde ona çok takıldım, ''Neden Jung Yong Hwa'nın saç stilini kopyalıyorsun'' dedim. Ben uzun saçlı Jung Shin'i seviyordum. Jung Shin uzun zaman önce saçını kestirmek istediğini söylüyordu, saçının kısa olmasını tercih ettiğini söylüyordu. Fakat ben, ''Ben uzun saçlı Jungshin'i seviyorum'' diyerek onu engelledim. Eğer saçını kısa kestirirse çok tuhaf olacağını söyleyip, uzun saçın kısa saçtan daha iyi olduğunu, konserde saçını savurabileceğini dahası en yakışıklı halinin bu hali olduğunu söyledim. 

Bu söylediklerim onu biraz yaralamış olmalı. Aslında o saçını kestirdikten sonra mutlu olmuştu ama ben ona sürekli tuhaf göründüğünü söyleyerek onun neşesiz ve durgun olmasına, kestirmemesinin daha iyi olduğunu düşünmesine sebep oldum. Sonradan bu söylediklerime pişman oldum, geçmişe dönmek istedim. Bu yüzden birlikte televizyon seyrederken ona sadece şaka yaptığımı şu anda kesinlikle "çok yakışıklı ve samimi erkek'' görünümüne sahip olduğunu söyledim ve sonra ''Saçını kestirdikten sonra daha iyi görünmeye başladın'' dedim. Ona bu şekilde yalan söyledim. Ama...''Jungshin ah~~ (Sen) uzun saçla daha yakışıklısın''


*Siteden yazı çıkarmak ve alıntı yapmak yasaktır.

Kaynak/Source: cnbluestorm
Çeviri: @EunJung @TurkishBoice

0 yorum:

Yorum Gönderme