İMZA KAMPANYASI

[Röportaj ] Arena Homme Plus - 2013 Aralık ~ Yonghwa'nın Dönüşümü


Jung Yonghwa’nın Dönüşümü

Yonghwa her zaman iş başında gibi göründüğünden ona özgür olup olmadığını sordum.
“Kendi çizdiğim belirgin sınırlar içerisinde özgürüm” diye yanıtladı.
MHIYD dizisindeki Park Seju dönüşümlü bir karakter. Acaba Jung Yonghwa’nın da kendisi için çizdiği sınırları aşabileceği bir gün gelecek mi? Bir gün çizgiyi aşsa bile muhtemelen o hiçbir şey olmamış gibi gülümserdi.



-Röportaj-

S: Dizi setinden direkt buraya geldiğinden yorgun olmalısın.
YH: Sorun değil, her zaman dizi çekiminden keyif alıyorum.

S: MHIYD dizisinden hem karakterin hem de kendin için yüksek beklentilerin olmalı.
YH: İlk kez kendimden yaşça büyük bir karakteri canlandırdığım için bundan hoşlandım. MHIYD, yaklaşık iki yıl sonra benim ilk dizim, bu yüzden, önceki işlerimi izlediğimde “Artık epey yaşlandım.” diye düşündüm.

S: Epey yaşlandın mı? Ne gördün ki?
YH: Ekranı gördüm (gülüyor).  Yaşlılık değil ama “You’re Beautiful” zamanlarında sanki bebek gibiydim. Önce (Park) Shinhye ile oynamıştım ama bu kez sunbaelerimle/kıdemlilerimle çalışıyorum bu yüzden öğreneceğim çok şey var. Programdan dolayı yorulsam bile çekimlerden çok büyük keyif alıyorum.


S: Park Seju’yu oynamadan önce hazırlık yapmak için düşündüğün bir şeyler var mıydı?
YH: Rolü canlandırmadan önce, bile bile,  özel olarak bir şeyleri nasıl yapabilirim diye düşünmeden başladım. Önceki işlerimde oyunculuk dersleri almıştım ve karakterlerin içlerine nasıl girebileceğime çalışmıştım, ama bu kez rahat olmaya çalışıyorum. Park Seju’yu sanki gerçekten Jung Yonghwa gibi hissetmeye çalışıyorum, bu tarzda ilerliyorum. Bu, rol yapmayı daha da kolaylaştırdı.

S: İnandığın şeyden emin misin?
YH: Evet. Hayal ettiğim doğru olandır düşüncesiyle ilerliyorum.

S: Burada dizilerle alakalı rakamlar var. Reytinglerden bahsediyorum. Bu gibi şeylerin ötesinde sen “Oyuncu Jung Yonghwa” olarak hayli memnun görünüyorsun.
YH: Doğru. Kesinlikle bu dizide ve bu rolde oynadığım için pişman değilim.



S: Sanki tüm duygularını açığa vurmuyorsun, biraz bastırarak ifade ediyorsun gibi hissediliyor.
YH: Bu şekilde anladığınız için müteşekkirim. Önceki rollerimi izlediğimde, kendimi bastırdığım yerler var bu yüzden oradakinin ben olmadığı o kadar açık bir şekilde görülüyor ki. Şimdiyse, zaman zaman kendi ifadelerim ortaya çıkmış gibi oluyor, bu daha gerçekçi ve iyi görünüyor.

S: Genellikle kibar rollerde oynadın. Park Seju da öyleydi. Gerçek hayatta bulunması gerçekten zor insanlar… (gülüyor)
YH: Haklısınız. Böyle insanlar olmasının imkanı yok.

S: Ben Mirae’nin Park Seju’yu seçmesini isterdim.
YH: Ben de! Gerçekten sonunda beni seçmesini istiyorum.

S: Dizideki durum gerçek hayatta olsaydı, sence şansın daha fazla olur mu?
YH: Kesinlikle. Şu an Park Seju sinirlerimi bozdu.


S: Daha çok etkin olmadığı için mi?
YH: Park Seju, Mirae’den çok hoşlanıyor… oh, yine aksanlı konuştum.

S: Sorun değil. Aksanlı konuşabilirsin, bu bir video röportajı değil.
YH: Ah, haklısınız. Mirae için çok fazla şey yapıyor, (Seju’nun durumu için) bu, çok kırıcı değil mi~? (Busan aksanı)

S: Orada sinirlerine iyi hâkim oluyorsun (gülüyor)
YH: Bazen sette Eunhye nunaya “Lütfen benim farkıma var.” diyorum. O zaman o da, “Benim istemediğimi mi sanıyorsun? Ama senaryo böyle söylüyor” diyor. (gülüyor)


S: Dizi setinin koşullarını anlamaya başlamış olmalısın. Enerjini karakterin içine girmek için harcamak zorunda olmak yorucu olmalı.
YH: Fiziksel olarak yorulmak çok fazla problem değil. Ama uzun repliklerim olduğunda… (gülüyor)

S: Sahnede olman, sette gerekli olan uyumu çabuk sağlamana yardımcı olmuş olmalı. Dizi çekimiyle eş zamanlı olarak bir de Japonya’da (konser) turu yapıyorsun. Bunun mümkün olması müthiş.
YH: Oh, çıktığımız tur aynı zamanda “Arena” turu (gülüyor). Bu aslında her konser sonrasında pestilimin çıkması demek. Ama setteki enerji ile sahnedeki enerjinin biraz farklı olduğunu düşünüyorum. Konserde enerjimi dinleyenlerden alıyorum aslında.

S: Yakında çıkışının 5. yılı olacak. Müziğini, oyunculuğunu ve kendi çevrendeki düzeni nasıl kontrol ediyorsun?
YH: Dizi çekiminin ortasındayken, Japonya’ya uçup ve 2 konser verip tekrar sete dönecektim… Çünkü sahne almak zorundayım, boğazıma/sesime dikkat etmek zorundayım, vücuduma/sağlığıma dikkat etmek zorundayım. İlginç bir şekilde, hepsini başarılı bir şekilde tamamladıktan sonra başarmış olmanın verdiği his çok değerli. Daha çok sorumluluk sahibi biri oluyorum ve daha çok şey öğreniyorum.


S: Ama sahnede her zaman aynı olamayabilirsin. Bazen yığılıp kalabilirsin.
YH: Kesinlikle. Bir takım olarak yer aldığımız sahne, sadece ben elimden gelenin en iyisini yaptığım için her zaman başarılı olmayabilir. Yalnız sahne aldığımda, sahneye çıkmadan önce çok stresli olurum. Sahne almadan önce sanki bir sınava giriyormuş gibi hissederim. Bunu iyi yapmalıyım, başarılı olmalıyım diye durmadan kendi kendime söylenirim. Küçük bir hata yaparsam, moralim bozulur. Bugünlerde, sahne hakkındaki hissettiğim baskıyı “keyif almak” olarak değiştirdim. Çok yoğun bir programın ortasında sahne aldığımda daha çok eğleniyormuşum gibi gözüküyor. İzleyenlerin de daha çok keyif aldıkları görülüyor. Şimdi sahneden daha fazla keyif alabilmek için düşüncemi olgunlaştırıyorum.

S: Hayat tarzın bir rockstar’dan biraz farklı görünüyor. Bugün tanıştığım kişi parlayan biriyken aynı zamanda sessiz ve aklı başında.
YH: Kesinlikle korkusuz bir “rock”çının doyumunu yaşadığım zamanlar oldu; ama bu benim kişiliğim değil. Bu yüzden aynı şekilde yaşamak zorundaymışım gibi hissetmiyorum. Kendim gibi olmasaydım, o şekilde yaptığım müzik de beni yansıtmazdı. Rock müziğin içinde, kendi tarzımla çalışıyorum. Açıkçası müziği, kendimle doldurmak istiyorum.

S: Ne kadar çok kişi seni izlerse, o kadar fazla spekülasyon ve yanlış anlaşılma yaşarsın. Böyle şeylere dikkat ediyor musun?
YH: Bu gibi şeylere dikkat edecek tarzda birisi değilim. Genellikle yaptığım tercihlerden pişmanlık duymam. Ama standartlarımı çiğnemeyi kabul edemem. Eğer çizdiğim sınırları aşmak üzereysem, doğal olarak kendimi sınırlandırırım. Yoldan çıktığımda olacağım durumu hayal ederim ve öyle ilerlerim. Bu çok can sıkıcı. Bir kere de olsa o sınırı geçmeliyim ama bu kolay değil.

S: Sonradan pişman olmayacak mısın?
YH: Muhtemelen olurum. Ama şu anda yapmazsam bir daha hiçbir zaman yapamayacağım çok şey var. Çok sıkı çalışmalıyım.

S: Şu anda bu kadar sıkı çalışıyor olmanın altındaki temel amaç ne?
Zengin olduğu için mutlu olacak tarzda biri değilim. Amacım istikrarlı bir şekilde çalışmak. Her adımda bir seviye atlamanın getirdiği hazzı ve tatmin duygusunu seviyorum.

S: 25 yaşında “normal yaşam”ı olan diğer insanları kıskanıyor musun?
Kıskanıyorum. Ama diğer taraftan da arkadaşlarımın kıskandığı bir hayatı yaşıyorum. On binlerce insanın önünde sahne alabildiğim bir pozisyondayım, tabii ki buna katlanmalıyım. Bir şeyim varsa diğerinden vazgeçmeliyim. Bu duruma katlanamazsan hiçbir şey yapamazsın.

S: Bunlar 25 yaşındaki birinden kolayca duyulabilecek şeyler değil.
YH: Ben yaşlı mıyım? (Gülüyor)

S: Erken yaşta olgunlaşmışsın.

-Editörün Notu-









Jung Yonghwa fotoğraf çekimi için MHIYD setinden koşarak geldi. Neredeyse gece yarısı olmuştu. Bu kez bir araya gelen ekip, Jung Yonghwa ile bir veya iki kez birlikte çalışmış kişilerden seçilmişti. Onu iyi tanıyanlar ama bu kez onu farklı göstermek isteyenler. Ekipler, yoğun çalışma programlarıyla bilinirler ama Jung Yonghwa sevgisiyle uykularından fedakârlık edip sete geldiler. Jung Yonghwa’nın insanlarla tanıştığında yaptığı özel bir alışkanlığı var. Şaşkın bir tavşan gibi gözlerini açarak onlara bakar ve kocaman gülümser. Ondan daha nazik kimse yok. Esprili hareketler ve yüz ifadeleri bu çekimde yasaklandı. Çekim boyunca ona, “Gülüp, şakalaşmayı bırak~” deyip durdum. Çekim bittiğinde de “Şimdi istediğin gibi oynayabilirsin.” dedim. O yüzden o da bu fotoğraf da zıpır haline geri döndü. Biz de keyifle ona katıldık.  Editör Cho Hana


*Bu yazının tüm hakları turkishboice.com'a aittir. Siteden yazı çıkarmak veya alıntı yapmak yasaktır.*

Kaynak/Source:justjyh,justjyh
Çeviri: mcnbl

0 yorum:

Yorum Gönderme