İMZA KAMPANYASI

mcnbl


Jonghyun'un ellerinin yavaşça netleşmesinin ardından kamera gittikçe geriler ve gitar sesinin berraklığı ile baş başa kalmak üzereyken arkadan buğulu bir ses gelir. Ekranda artık gözlerinden ışıklar saçan adam! O ışıklar aslında enerjisidir onun. Saçları, küpeleri, elinde Blue Fender’iyle kendine güvenini yansıtır. O ışıklar işte beni durdurdu şarkı karşısında… Onun duru performansının ardından farklı bir ses çıkar meydana. Daha yumuşak, uysal gibi gözükür ilk önce. Şarkı akarken, sen arka planda ses renklerinin birbirinden bu kadar ayrı olup, nasıl uyum sağladığını düşünürsün. Jonghyun'un şarkı söylerken çıkan gamzeleri  ile Yonghwa'nın 'I know now/just quite how' derken ki ses tonu seni düşüncelerden arındırır... Arka planda bateride oturan Minhyuk'un da mikrofonda onlara eşlik ettiğini ve yanlarında hafif dalgalı saçlı, uzunca bir çocuğun, Jungshin’in, gözleri kapalı, ritme kapılmış bir şekilde elinde basgitarıyla birlikte şarkıyla bütünleşmiş olduğunu gördüğünde, sen de artık şarkının en başındaki senle aynı değilsindir. Tabii ki şarkı Yonghwa'nın yükselişiyle biterken şaşkınlık içerisinde hemen başa alırsın. Çok sevdiğin bu şarkıyı ararken karşılaştığın ve seni ekrana kilitleyen bu grubun kim olduğu sorusu gelir hemen peşi sıra.



Merhaba ben Turkish Boice ekibine son katılan ve bu sayede harika dostluklara ve kocaman bir aileye sahip olma şansı yakalayan mcnbl ve bu benim CNBLUE ile tanışma hikayem.. Benim kim olduğumu, onların benim için “ne” olduğunu anlayabilmeniz için işte size anlatabileceklerim.



O zamana kadar Kore’yle alakam izlediğim filmler ve dizilerken, birden bu grupla karşılaşmak allak bullak etmişti beni. Hemen araştırmaya başladım. Ardı ardına videolar, röportajlar, makaleler derken yaşadıkları zorlukları öğrendim, 

2009'dan beri nasıl  bir değişim ve gelişim gösterdiklerini gördüm. Japonya’da yaşadıkları olayları okudukça her şey bambaşka bir boyuta taşındı. Çünkü sadece müziklerini geliştirmek demek değil onlar için Japonya, var olma savaşı vermek, kendine güveni ortaya koymak ve istediğin amaca ulaşabilmek için her türlü zorluğa göğüs germek demek. Çünkü sadece o an, orada, karşında sadece birkaç kişi seni dinlerken, senin müziğine iyice yakınlaşıp, bir olup, kimse dinlemese dahi kendin için çalman demek. Belki o an ki isyanını, zor durumun getirdiği acıyı, belki açlığını müziğinle bastırman demek.. Çünkü o an seni, sadece yaptığın müzik güçlendirebilir. O yüzden belki de ne zaman bir programda o günlerinden bahsetseler, yaşadıkları zorluklardan dolayı gözleri buğulanırken, en başta dinleyenleri dahi olmadan yaptıkları müzikleriyle 'bir' oldukları anları hatırlayıp, şimdi o günlerin değerlerini daha da iyi anlayarak, tatlı gülümsemelerle özlem duyarlar o zamanlara. Çünkü var olabilmişlerdir artık, çektikleri tüm zorluklar onları birbirlerine iyice yaklaştırırken, hedeflerini daha da sağlamlaştırmıştır.

Top of the world!




Haklarında okudukça okudum, şarkılarını dinledikçe dinledim, özellikle kendi yazdıkları şarkı sözlerinden hayatıma adapte ettiğim çok şey oldu. Moralimin düzeldiği, sevincimin daha da arttığı, yalnızlığımın paylaşılır olduğunu anladığım sözleri, müzikleri oldu. Onlar kendilerini geliştirirlerken, etraflarındaki kalabalık artarken ben de büyüdüm. 2009’dan beri gerçekleştirdikleri hiç az sayılmaz ama daha yapacakları çok şey var.






Onların gelişimlerini izlemek, yorulduğumuz anlarda Yonghwa'nın azmi ve gülüşüyle kendimize gelmek, Jonghyun'un yaşama sıkı sıkıya tutunmasıyla kendi hayatımıza tutunmak, Jungshin'in içtenliği ile belki kendimizi de olduğumuz gibi kabullenebilmek,  Minhyuk'un bazen sessiz, sakin bazen aşırı eğlenceli halleri ile aslında ne kadar olgun olduğunu bilerek, dördünü de bir arada bulmanın verdiği hazzı yaşamak sanırım paha biçilemez bir mutluluk benim için.





0 yorum:

Yorum Gönder