İMZA KAMPANYASI

Ortalama Bir K-Pop Konseri Değil: CNBLUE Los Angeles'ı Salladı




En başta CNBLUE'nun Los Angeles'da Pasedena Civic Auditorium'daki BLUE MOON konseri, herhangi bir K-Pop gösterisi gibiydi. Konser alanına akın eden büyük hayran topluluğu ve organize edilmiş bir sıradan daha çok biçimsiz bir su damlasına benzeyen ve konser eşyaları satan masayı kuşatan bir kalabalık. Hayranlar konser sırasında tutmak için eşyalar dağıttılar ve solumdaki kız bana ışıklı çubuk vermeyi teklif etti. Hep var olan büyük ekranda BLUE MOON videosu geceyi başlattığında alışık olduğum bir K-Pop konserinde eğleneceğimden emin bir şekilde yerime geçtim.

Ve sonra CNBLUE sahne aldı ve her şey değişti. Band'in LA'yi süslediği konserden bu yana neredeyse bir hafta geçti ama ben o deneyimin etkisini üzerimden atamadım.

2012'de CNBLUE, FT Island'ın konserine katılmak için LA'ye geldiğinde kısa sahnelerine rağmen yazarlarımızı etkiledi. 2013'e hızlıca geldiğimizde onlar kendi dünya turlarını düzenleyerek sahnede iki buçuk saat kalıyorlar. Düzenlenen Kpop "dünya turlarına" göre, Blue Moon oldukça büyük bir tur. Avustralya'da ve Asya ülkelerinde sayısız konserin ardından band, turun 2014 ayağına New York ve LA ile başladı ve yakın zamanda Meksika, Peru ve Şili konserlerini tamamladı.

Konser hakkında beni en çok şaşırtan şey, CNBLUE'yu canlı dinlemenin yarattığı farktı. Yeniden düzenlenen şarkılar, özel sahneler, büyüleyici kıyafetlerle pek çok K-pop konserinde bulundum ama CNBLUE havai fişekler olmadan beni uçurdu. Konser görsellik ve konuşma açısından açıkçası ustaca hazırlanmıştı ama sırf performansın kalitesi açısından bile çok güçlü bir etki bıraktı..

Müzik şovlarındaki kısıtlamalar ve kliplerin olağan ön kayıtları nedeniyle, ekranda bir idol bandi izlerken her zaman 'onlar çalıyormuş gibi yapıyorlar!' tarzı bir düşünce vardır, herkes onların gerçekten çalıyor olduğunu bilse bile. CNBLUE son albümlerinin tanıtımları sırasında canlı performans sergilemeyi gerçekleştirdi (ki bu bir zaferdir) ama yine de kamera açıları, zamanlama, hareketle ilgili sınırlamalar vardı. Bu gibi şeylerin hepsi konserde kayboldu ve izleyenler uzun gitar ve bateri sololarıyla enerjik şarkıları dinlediler. Band etkileyici müzikal hünerlerini ispat etti. 

Konser, 'Where You Are', 'Naran Namja' ve 'Coffee Shop' gibi şarkılarla hızlı ve güçlü bir şekilde başladı. Bu kısımdan sonra benim kişisel favorim, onların tüm rock özelliklerini ortaya koyduğu ve izleyenleri coşturduğu 'Wake Up' geldi. 




Üyelerin her birinin çalarken farklı şekillerde nasıl da müziğin içerisinde olduklarını izlemek keyifliydi. Yonghwa sahnenin her yerindeydi, karizma ondan akıyor. Samimi bir şekilde kalırken her bölümdeki izleyenlere dikkatini verebilen benzersiz bir yeteneği var. Bu muhtemelen konser alanındakilerin de keyifli olmasını sağlıyor; ayrıca Yonghwa'nın, kişisel olarak etkileşim sağladığı bir çevrede giderek büyüdüğü açıkça görülüyor. Jungshin de sahnenin her yerindeydi ayrıca elleriyle bas gitarını kıvrak ve havalı bir şekilde çalması tüm dikkatleri üzerine çekmişti. Jonghyun, çoğunlukla kendi yerinde kalarak, o ikisinden bağımsızdı. Başlangıçta ayak pedalı ile ilgili bazı sorunlar yaşamasına rağmen bir gitarist olarak teknik açıdan kusursuzluğu ve müziğin içinde onun kısımlarının ne kadar önemli olduğu görüldü. Minhyuk da konser boyunca eğlenceli ve keyifli hallerini kaybetmeden oldukça iyi bir şekilde baterisini çalarak herkesi etkiledi.


Ardından slow şarkılar geldi. Genellikle CNBLUE'nun hızlı ve sert şarkılarının onların imzası olduğunu düşünürken, onların daha sessiz şarkıları, Yonghwa'nın piyano solosu 'Feeling'den ve Jonghyun'un yumuşak 'These Days'ine konseri güçlendiren pek çok duygu ve zarafet içeriyor. Bu kısımda dikkat çeken 'Y,Why'dı.


CNBLUE konseri, onların son zamanlardaki hit şarkısı 'I'm Sorry'i de içeren hızlı şarkılarından oluşan bir kısmın ardından bir patlama ile sona erdi ve sonra encore'ları için 'Love Girl', 'Love' ve 'Try Again Smile Again' gibi favori parçalarını çaldılar.

Profesyonellikleri ve yeteneklerinin yanında CNBLUE, gerçekçi bir şekilde izleyenlerle bir bağ kurdu. Konser boyunca İngilizce konuştular. Bunlar şüphesiz olarak önceden hazırlanmış konuşmalar olsa da içten bir gayret gösterdiler ve izleyenler de bunu sevdi. Jungshin'in 'Eğleniyor musunuz?' gibi kısa cümleleri bile ardından kendisini işaret ederek 'Ben de. Ben de' demesi eğlenceli bir ortam oluşturdu ve bu, onların gerçekten hayranlarıyla birlikte olmaktan eğlendiklerini hissettirdi. Tüm zaman boyunca onların aslında büyük bir jet lag yaşadıklarını var sayarsak, onlar bunu konsere yansıtmadılar ve izleyenlerle şarkılar söyleyerek, gülümseyerek, el ele tutuşarak iletişim kurdular. Sonunda, hayranların onlar için sahneye attıkları hediyeleri topladılar ve Yonghwa onlarla kendini bile süsledi. Tüm bu izleyenlerle iletişim yeteneği muhtemelen yıllardan, tecrübe ile gelen şeyler. Onların bunları samimi olmayarak yaptıklarını hiç düşünmedim, aksine huzurlu ve mutlu oldum.

CNBLUE bunların hepsine sahip ünlü bir band. Onlar müzikal yetenekleri olan, yakışıklı, oyuncuk da yapan, çeşitli yetenekleri ile de takdir edilen hayırseverlik projeleri olan idoller. Şimdiden dünyanın her yerinden hayranları var ve bu tur şüphesiz ki onların daha da tanınmasına yardımcı oldu. Belki de onların yıldızlar dünyasında daha da ilerlemeleri için itici bir güç olacak. Bu fazlasıyla kısa akşamın sonunda, onları çok iyi müzik yapan ve hayranları tarafından sevilen bir band olarak gördüm.


*Bu yazının tüm hakları turkishboice.com'a aittir. Siteden yazı çıkarmak veya alıntı yapmak yasaktır.*

Kaynak/Source: seoulbeats
Çeviri: mcnbl


0 yorum:

Yorum Gönderme