İMZA KAMPANYASI

[Makale] CNBLUE'nun Yeni Albümü Durdurulamaz



CNBLUE, sonunda geri döndü ve bize iyi müzik yapmak için ellerinden gelenin en iyisi ile Can't Stop'ı çıkardıklarını söyledi. En son 2013 Eylül ayında Japonya albümleri What's Turn You On?u yayınladılar; ama Kore'de en son aynı yıl Ocak ayında Gaon Chat'ta birinci olarak ses getiren RE:BLUE'yu yayınlamışlardı.

Yeni çabaları Can't Stop dinleyicilere CNBLUE'nun önceki halinden daha farklı, daha olgun bir band ve hem müzikal hem de kişisel anlamda büyümelerini yansıtıyor. Bu yansımadaki tarzlarında motorcu ceketleri ve pejmürde t-shirtler, yerini LA'ın Bluetory'sinde oldukça düzenli ve hoş bir görünüm içeren ama daha çok kişisel özellik yansıtan takımlara bırakıyor. Hazırlık öğrencilerini andıran hep aynı görünen siyah takım elbiselerden kurtulup  kendi başlarına kalabalıkta ayakta kalabilecek öz güvene sahip genç erkekler oldular.

Albümün tüm şarkıları üyeler tarafından yazıldı. Albümdeki 5 şarkının sorumluluğunu lider vokalist Yong Hwa üstlenirken gitarist Jong Hyun da bir şarkı ile katkıda bulunuyor. Kendi yazdığın şarkıları söylemenin en büyük avantajı sesine uyan tonlara rahatça girebilmektir.

CNBLUE üyelerinin söz yazarlığının genellikle müziksel iddiadan uzak olması bilinçsizce gerçekleşiyor ve onların şarkılarını dinlemek  kalplerinden gelen bir parçayı dinlemek gibi oluyor.

CNBLUE geçmiş röportajlarında I'am a Loner gibi şarkıların içinde bulabileceğiniz Bon Jovi, Eric Clapton ve Maroon 5 gibi ünlü sanatçıların izlerinden bahsetmişti. CNBLUE'nun çok yönlü müzisyenliğininin ve performanslarının tam olarak hangi ses/soundda olduğunu bulmak oldukça zor. Yine de parçaları genellikle ağır akustik gitar melodileri, durgun bas ritimleri ve yükselen elektrogitar rifleri içeriyor.

Muhtemelen baharın gelmesinden etkilenen üyeler, yeni şarkıları Can't Stop'ta bazı şeyleri değiştirmişler. Bu şarkıda ağır gitar unsurları şaşırtıcı bir şekilde gelen orkestra enstrümanlarının ardında kalıyor.


Şarkı berrak piyano ezgisiyle başlıyor ve Yong Hwa "Günde sadece bir kez", "Seni hatırlıyorum", "Seni özlüyorum", "Bu doğru olamaz" gibi sözleri söylerken duygulu keman melodileri ekleniyor. Sözler kendi başlarına çaresizlik ve umutsuzluğun kıyısında "Ne yapağacağım" diyerek oldukça depresif bir hava veriyor.

Şarkı hep böyle üzücü, kırgın, balad bir tonda devam edecek diye düşündüğünüz an Yong Hwa'nın çaresizliğin içindeki üzüntüye rağmen söylediği "Gün be gün yaşıyorum, tıpkı bir aynanın içinde gibi senin gününü yaşıyorum" sözleri ile ritm yükseliyor. Bu benim için bir söz yazarının tıkanıp kalmasındansa büyüyüşünün işaretlerini taşıdığına dikkat çeken bir unsur. Hayatını olduğu gibi kabul ediyor ve kendi tarafındaki düşkünlükleri ne olursa olsun aldırmadan aşk vaat ediyor.

Daha sonra nakaratta şarkı adeta mevsime uygun bir şekilde kiraz çiçeklerinin içinde patlıyor ve vahşi, coşkulu bir heyecanın pozitif enerjisi ile doluyor. Çocuklar klipte nakarat bölümünde zıplıyor ve müzikal seslerini temsil eden enstrümanları ruhani bir güçle patlayıp her yeri neredeyse kutsal bir ışıkla dolduruyor.

Sanki acımasız yaşam aşklarına olan bağlılıkları (~Şimdi durduramazsın beni, şimdi durduramazsın beni. Yapamam, seni sevmekten vazgeçemem~) güçlü yönleriyle onlara ilham veriyor ve seslerini daha da belirgin kılıyor. Bu olgunluk ve gelişimin muhteşem dengesini yansıtıyor. Şarkıdaki hem sözsel hem de müziksel geçisin bu şarkıyı güzel bir çıkış şarkısı yaptığını düşünüyorum. Müzik herkesi daha cesur yaşaması için cesaretlendirmiyorsa ne anlamı var?

Mutluluk trenimizde sıradaki durağımız, tüm yüksek brass (*bir müzik terimi, pirinç veya madeni alaşımdan yapılan çalgılardan gelen melodiler için kullanılır) ve cüretkar melodili gitar girişleriyle bizlere merhaba diyen Diamond Girl! Bu (şarkı) bu günlerde oldukça ünlü retro ve eski güzel CNBLUE'yu birleştiren, tüm özgüvenleri, aşkın gençlik tasvirleriyle iyi bir ölçü için havalı gitar rifleri verilmiş bir parça. Yong Hwa'nın duygularını "O bir Diamond Girl... güzel bir cevher" diye dışa vurduğu neşeli tanımıyla cıvıl cıvıl ve aşırı derecede sevimli melodisi insanın içini açıyor.


Yong Hwa'nın, ilişkisinin sona geldiğini fark eden bir adamın gözünden söylemesi gibi, Cold Love'ın sözleri pozitifliğin bitmesi gibi görünüyor. Bu şarkı bir önceki şarkıda aşkından bulutlarda dolaşan sözlerden çok daha yoğun üzücü sözlere sahip. Hatta bu şarkı bu zamana kadar tanımlanmış en üzücü nota olan A minor ile başlamaktadır.


Bu şarkı her bir üyenin müzikal yeterliliğine ve bandin uyumuna ışık tutuyor. Min Hyuk sözlerden nakarata geçişlerdeki tekrarlamalarda övgüler topladı, Jong Hyun'un nakarattaki üzücü etkenlerden sonra gelen etkili gitar rifleri ve Jung Shin'in şarkının duygulu notlarında bas değişimleri etkileyiciydi. Her şeyden öte şarkı muhteşem bir etki yaratıyor ve ilk iki şarkının pozitif duyguları ile bir denge yakalıyor. 


Bir sonraki şarkı Lee Jong Hyun'un bestesi olan Sleepless Night. Jong Hyun'un nazik vokali tıpkı peri masallarında olduğu gibi "gizemli bir gülüşle", "rüzgarın taşıdığı çiçek kokuları" gibi  bir kıza şarkı söyleyen bir erkeğin ifadesiyle uyumlu sözlerde adeta parlıyor. Aşırı derecede güçlü ve yoğun güzellikte ama bir o kadar da çabuk uçup giden bir aşkın muhteşem bir tasvirini yansıtıyor. 

Nakarattaki Kim Chun Soo'nun şiiri The Flowers'dan alıntılanan sözler oldukça güzel. Müzikal olarak Jong Hyun'un sözleriyle; Yong Hwa'nın "bitmeyen gecelerde" "kalbi hızla çarparak" aklındaki kızın hayaliyle başını sağa sola çevirerek karşı koyan erkeği anlatan güçlü duygusal nakarat kısmıyla denge yakalıyor. 



Love is de yeterince iyi bir parça ama hakkında yazılabilecek çok bir şey yok. Gereksiz bölüm olarak yaftalamak istemiyorum ama benim aklıma çeşitli dizi müziklerini getiriyor. Bu şarkı dizilerdeki başrol oyuncuları bir köprünün üzerinde el ele tutuşurken ya da kar yağarken çalabilir ve nakarat çaldığında birbirlerinin yanında yürüyerek gözyaşı dökerler. 

Ama konuyu dağıttım. Muhtemelen bu, CNBLUE'nun geçmiş müziklerinden büyük beklentilerimizi dile getiriyor. Hallelujah Baby'nin Georgina'sından bir alıntı yaparak şunu söylemek istiyorum; "Konu CNBLUE ise, iyi hiçbir zaman yeterli değildir." Başka biri olsa muhtemelen bu şarkıyı kabul edebilirdik; ama CNBLUE olunca bunu kabul edemeyiz. Çünkü biz CNBLUE'dan 'kabul edilebilir' şarkı değil; 'olağanüstü' şarkılar istiyoruz! Sadece şu ana kadar yaptıklarına bakarak bunu yapabileceklerini biliyoruz. Love is kötü bir şarkı değil ama yüksek standartlara sahip CNBLUE için biraz tatsız. 

Sevmekten kendimizi alamadığımız hayat dolu tüylü oyuncak ayıcık gibi bir şarkı Like a Child ile albümü kapatıyoruz. İlk dinlendiği anda, gök kuşağı, tek boynuzlu atlar ve My Little Pony akla geliyor. Çok hayat dolu ve orkestral enstrümanlara uygun bir parça. Mümkün olsa sarılıp uyumak istediğim bir şarkı.

Yine de sözler CNBLUE'nun band doğrultusunda kazanılmış gerçek olgunluğu yansıtıyor. Şarkı bandin mutluluk verme ve müzik yüksek duygulara ulaştırma arzusunu yansıtıyor. "Bir çocuk gibi, sanki cennet... Tüm dünyaya yayılmış bir melodi" Aşırı derecede mutluluk ve idealislik hissi uyandıran (sanki yayılan çimenler, sanki doğan bir güneş, bu güzel cennet) ama aynı fikirde olmaya uygun güzel bir parça. 


İnsanlar, bandlerin kendi beklentileriyle işin kolayına kaçmayı reddedetmelerine saygı duymalıdır. Basitçe albümün sonunda her zaman var olacaklarını ve iyi müzik yapacaklarını duyuruyorlar. Ki bu iyi haber; biraz daha CNBLUE isterim.

Can't Stop temel olarak hayal kırıklığı az getiren istikrarlı bir çabanın ürünü. Love is belki biraz daha düşük ama yine vasat değil. Diğer tüm şarkılar, kalplerini hissedebildiğim dürüst ve özgün parçalar ve bu muhteşem bir şey! CNBLUE'yu dinlemek, sadece böyle bir hassasiyete ve dürüstlüğe ulaşmaları için diğer sanatçıların da kendi şarkılarını yazıp söylemelerine olan beklentimi/özlemimi artıyor. Tüm mini albüm kısa da olsa tamamen doyurucu.

Kişisel olarak bu albümde baştan sona süren bahar unsurlarını sevdim. Kış bitmek üzereyken yılın bu zamanına çok uygun bir albüm. Bahar; CNBLUE'nun şirketini kendi müziğini yapmasına ikna etmeyi başarması ve mükemmel sonuçlar alması ile uyum gösteren, yeni başlangıçlara hoş geldin diyor. Ayrıca çıkış parçasının klibindeki kuru buz ve düşen gül yapraklarının oluşturduğu muhteşem sinematografi sevimli ve cana yakın bir atmosfer oluşturuyor. 

Birileri onların güzel yüzlerinden etkilenmiş olabilir; ama CNBLUE gerçekten yakışıklı yüzlerinden çok daha fazlasına sahip. Onlar müzisyen ve kendi yollarında kararlı bir şekilde ilerliyorlar. Sonuna kadar onlarla kalacağım ve umarım sizler de öyle yaparsınız. 

*Bu yazının tüm hakları turkishboice.com'a aittir. Siteden yazı çıkarmak veya alıntı yapmak kesinlikle yasaktır!*

Kaynak: seoulbeats
Çeviri: unDineee

3 yorum:

Çok tatlı, uyumlu ve yetenekliler. Evet, CNBLUE dünyanın en iyi bandi!^^

Ayrıca çeviri için çok teşekkürler :)

yeni bolumler gelmeyecek mi??

Yorum Gönderme