İMZA KAMPANYASI

(Araştırma Yazısı) CNBLUE nasıl oluştu? Ve Japonya'daki Hayatları

CNBLUE'nun bugünlere gelebilmek için yaşadıkları...

"Seul Konserine Prinç Çelengi Gönderdik!

CNBLUE'nun ailelerinin de katılmış olduğu 2013 CNBLUE Seul Konseri'ne Turkish Boice olarak pirinç çelengi gönderdik!

CNBLUE, ABU TV MÜZİK FESTİVALİ KAPSAMINDA İSTANBULDA PERFORMANS SERGİLEDİ

CNBLUE'nun 28 Ekim'deki ABU sahnesindeki performansı Kore haberlerine konu oldu^^

[Hayran Anısı]Kore'de bir Turkish Boice admini

Minhyuk'la Music Bank'te buluştuk...

Boice Ne Demektir?

CNBLUE hayranlarına neden "Boice" denildiğini hiç merak ettiniz mi? Öyleyse bu yazıyı okumalısınız.

CNBLUE - Ring [Türkçe Altyazılı]



Bulunduğu albüm: Robot 
Performans Videosu:  20.12.2014 / FNC Kingdom Starlight
Söz: Jung Yong Hwa
Beste: Jung Yong Hwa
Çeviri:  unDineee
Altyazı Zamanlama: mcnbl

(GÜNCELLEME) CNBLUE 2016'DA HARBİYE SAHNESİNDE Mİ OLACAK?


Merhaba Turkish Boice ailesi,

CNBLUE'yu ilk kez Türkiye'ye getiren ABU TV Şarkı Festivali'nin organizatörlerinden Pera Event aracılığıyla yaşadığımız heyecanı sizlerle paylaşmak istiyoruz. 

25 Aralık günü Pera Event twitter hesapları aracılığıyla bir anket oluşturdu. Harbiye Açıkhava PERA açılış konseri için, bu kez bir KONSER için CNBLUE listede gözüküyordu. 




Facebook ve Twitter hesabımızdan yaptığımız duyurular ile olabildiğince katılım sağlamaya çalıştık.

Sonuç ise beklediğimiz haberi bizlere verdi^^
1392 oy kullanılan ankette CNBLUE %94 ile birinci geldi!




Bunun ardından Pera Event'in yapacağı açıklamayı heyecanla bekledik~



Henüz kesin olmamakla birlikte, olabilecek bir konser hakkında detayları çok yakında öğrenebileceğimizi gördük ve CNBLUE Turkey / 터키 ekibinin aldığı konser için görüşmelerin başlayacağını içeren mailin ardından heyecanımızı ve hayallerimizi içimizde tutamaz olduk~!

Yoksa CNBLUE HARBİYE'DE Mİ olacak?
2016 Turkish Boice'lar için bir CNBLUE KONSERİ ile mi süslenecek?

Detayları öğrendikçe sizlerle paylaşacağız ^^
Lütfen takipte kalın!


Not: Bu arada Pera Event, ABU'nun tarihini Ekim yerine Kasım olarak yazmış, bunu da onların heyecanlarının yansıması olarak görüyoruz :)

Bizi bu kadar heyecanlandırdığınız için ve böyle bir fırsat yarattığınız için çok teşekkür ederiz 
PERA EVENT! 


*********************************************************************************

GÜNCELLEME
(23.05.2016)


Sevgili Turkish Boice ailesi,

Pera Event'in Harbiye Açık Hava Pera Açılış Konseri için FNC Entertainment'la CNBLUE için yaptığı görüşmeler maalesef olumsuz bir şekilde sonuçlandı. 
Hepimiz çok güzel hayaller kurmuştuk.

Şimdilik sonuç olumsuz dahi olsa, bu sayede Türkiye'de yapılacak CNBLUE konserleri için bir organizasyon girişimi olması ileride yapılacak etkinlikler için bir ilk adım olarak sayılabilir.

Harbiye Açık Hava Açılış Konseri için CNBLUE'yu düşünüp, bu konuda FNC Entertainment ile iletişime geçen Pera Event'e teşekkür ediyoruz. 

CNBLUE'nun Türkiye konseri için Turkish Boice olarak 
elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz!

Lütfen takipte kalın^^




(Hayran Anısı) Adminin Seyir Defteri ABU 2015 : mcnbl


Çok uzun sürdü kaleme almak. Atlatmak. Sindirmek. İnanmakla inanamamak arasında gidip geliyorum hâlâ işin açıkçası. Bilmiyorum bugün bile Cinderella dinlerken o görüntülerin gözümün önüne gelip damlalar halinde akmasından mı, yoksa yıllardır onlarla birlikte büyüdüğüm, güçlendiğim, zayıf yönlerimi, heyecanlarımı onların ritimleriyle kuvvetlendirdiğimden dolayı mı bu kendime gelip yazma süreci uzadı.

Bilenler var bilmeyenler daha yoğun. CNBLUE sevgisi içerisine sığmadığı için burada sizlerle CNBLUE bilgilerini paylaşan, çeviren adminlerden oluşuyor ekibimiz. Yıpransalar da, delirseler de, bir şarkıyla kendisine gelen ekip. Bazen birkaç!  Hastayken bir düğüm oluştuğunda sayfada çözmek için yatağından koşarak kalkan ekip. Bu yüzden bu ekibin hak ettiği değeri bilmeyenler için yazıyorum. 

Şimdiye kadar herhangi bir art niyet gütmeden taşan sevgimizi, onların başarılı müziğini daha fazla insanla paylaşmak her türlü eforu sarf eden Turkish Boice ekibi ve CNBLUE’nun İstanbul’a gelişi duyulduğundan itibaren sabah akşam birlikte hazırlıklar için uğraşırken büyük bir arkadaşlık kurduğumuz CNBLUE Turkey ekibi olarak CNBLUE’nun Türk hayranları için bir BİRLİK olduğumuzu bence en iyi sergilediğimiz anlardan biriydi. Emeği geçen her birine ayrı ayrı teşekkür ederim.

CNBLUE sevgisi kendim için konuştuğumda ise bireyselliğin dışında. Üye üye ele almaktan ziyade, yaptıkları müziğe kattıkları önemli.  Geçen günlerde gelişimleri önemli. Ruhsal hallerinin şarkılara yansıması önemli ki biz de aynı şartlar altında olduğumuz günlerde ilaç gibi geliyor zaten bu şarkılar. Dediğim gibi şarkılara yansıması. Gördüklerimden ziyade dinlediklerim. Peşlerinde bir şarkı için koşturduğum, deli gibi internetin altını üstüne getirdiğim günlerin getirdiği beklenti.

Yıllar geçti. Olgunlaştılar. Kendi şarkılarını yazarak, seslerini çıkararak ve hayallerini gerçekleştirmeye devam ederek geldiler bugüne. Ama bu kez bizimle paylaşmaya geldiler.  O sırada orada olmak isteyen binlerce Türk Boice için geldiler.

Yıllardır duyurmak istediğimiz Türk hayranlarının varlığını onlara göstermek ABU festivali aracılığıyla oldu. Bu mükemmel fırsatı, sadece tek şarkı için gelmiş olsalar bile değerlendirmek istedik. Hep inandık bu ilk gelişleri ama son olmayacak.

O geceyi nasıl anlatmam lazım bilemediğim için bu kadar uzun bir giriş yaptım. Üzgünüm.. Magazin We dergisinden Ahmet Filizoğlu aracılığıyla binlerce Turkish Boice’un sesi olmaya girdik. Bize bu heyecanı paylaşma şansı oluşturduğunuz için binlerce teşekkür. Bu şans ileride yaşanacak güzel günlere gebe.

Salona giriş için upuzun bir sıra vardı. Bu uzun sıranın rahatlıkla söyleyebilirim ki %85’i CNBLUE’yu görebilmek için oradaydı. Sırayı beklerken hediyelerimizi kontrol ediyorduk gerçekten onlara ulaşır mı diye. Elimizde onlar için aldığımız çiçekler vardı.  Işıklı çubuklarımızla şarkı boyunca mavi, green light bölümünde yeşil yakmak için sözler veriyorduk birbirimize.

İçeriye ilk giren gruplar arasındaydık. Bir gün önce havaalanında kaybolan(?) ve birkaç saat sonra metroda bulunan CNBLUE için hazırladığımız büyük afişimiz elimizdeydi. Etrafta kameralar, görevliler koşturup dururken o afişi asmak için ellerimiz titreye titreye uğraştık. Ben son dakikaya kadar o afişi öyle sıkı bağlamış olmamıza rağmen düşmemesi için veya bir görevli tarafından sökülmemesi için sürekli tetikteydim. Evet CNBLUE’nun sahneye çıkarken gördüğü ve yüzünü güldüren afişten bahsediyorum.

Program başladı. Bekliyoruz. Titriyoruz. Ellerimiz buz gibi. Hala zamanın nasıl geçtiğine inanamıyoruz. CNBLUE’nun ismi okunup sahnede ekipmanlar kurulurken hepimiz el ele tutuşuyoruz. Daha kapı açıldığı gibi gözyaşlarım düşmeye başlıyor. Tıpkı bunu yazarken olduğu gibi. Silmeye çalışıyorum. Çünkü onları görmek istiyorum. Kendime gelmem lazım. Gözyaşlarımı silerken hemen sahnenin sağ yanındaki ekrana kayıyor gözlerim. Televizyona nasıl yansıdığını salona da gösteren ekran. Ekranda gördüğüm Yonghwa, Jonghyun, Minhyuk ve Jungshin. Evet bunlar CNBLUE. Sola doğru sahneye bakıyorum. Bunlar kim diyorum kendi kendime. Öpücükler gönderen. Cinderella’yı söylemeye başlayan kim bunlar… Beynim yanmış. Çünkü bu zamana kadar hep ekrandan gördük, dinledik, seslerini özümsedik. Ekran daha gerçek geliyor o an. Kendimi çimdiriyorum kendime gelmem lazım.

Şarkı başladığı anda değil, daha CNBLUE ismi söylendiği an tüm salon ayakta ve çığlık çığlığa. Kapıdan girişleri ve şarkı söylerken tüm salonun eşlik etmesi, bizim mavi derken yeşil derken, zıplarken ellerimizde parçalanan ışıklı çubuklar.. Sahneye gelenin artık BEKLENEN olduğu ortada.

Sadece 3 dakika.

Ve bitiyor. Salon onların sahneden inişi ile boşalıyor tıpkı benim içimden senelerin akıp gitmesi gibi. Biriktirdiğim her şeyin o gün orada gözlerimden akması gibi. Çünkü anlıyorum ki aslında bugüne dek yaptıklarım  hiçbir şeymiş. Ekrandan onları izlemek ne kadar yetersizmiş. Aslında onlara ulaşmak, gittikleri her yerde onları takip etmek, fotoğraflarına bakmak, ne düşünüyorlar diye anlamak, şarkılarıyla bütünleşmek demek sadece onları canlı dinlemekle mümkünmüş. Bir şarkı. Sadece bir şarkı bunu gösterdi.

Artık CNBLUE’ya o günden sonra nasıl yaklaşabilirim bilmiyorum. Yaklaşmak.. Bunu açıklamak çok zor. Hissetmek belki de söylemek istediğim. Ekran ve sahne arasındaki farkı gördükten sonra artık yetinmek çok zor. Fotoğraflardan, ekrandan yetinmek çok zor. Performanslarını, ki bu sadece bir festivaldi, konser değildi, rahat değillerdi, ilk kez burada olmanın ve bu kadar yoğun bir karşılamanın şaşkınlığı içindeydiler, sadece bu bile bunu hissettirdi bana. Biliyorum her şey çok yeni. Olanlar olağanüstü. Buraya geldiler. Bizi fark ettiler ve eminim ki yine gelecekler.  

Bir performansla hissettiğim ne kadar büyüyebileceklerine dair bir öngörü aslında. Enerjilerinin yaydığı, kalplerinin SADECE MÜZİK için attığı, enstrümanlarının bile biz buradayız diye çığlık attığı sahneleri uzun yıllar sürecek. 

Onlar dünyanın zirvesinde bir band olacaklar. 

İnanıyorum ki bizleri unutmayacaklar.

mcnbl



Photo by: cnblue_square





[Röportaj] @Star1 Dergisi Kasım 2015 - Jonghyun



CNBLUE, Zaman Hızla Uçup Gidiyor

CNBLUE için zaman çok hızlı geçiyor; çıkışlarından itibaren şu an da 6. yılları. Müzik aktiviteleri, oyunculuk, eğlence programlarına katılımları, şarkı yazımı ve yurtdışı konserleri, her şey aralıksız sürüyor. Kendi hedefleri olan ve hayallerine ulaşmak için kendi tarzlarında çaba gösteren üyeleriyle olgunlaşan CNBLUE ile buluştuk.


<Lee Jong Hyun>



S: Agresif yanlarını gösteren biriymiş gibi görünen seni MBC'nin 'We Got Married' programında gördüğümüzde senin aslında ne kadar romantik biri olduğunu da gördük.

C: Romantik! Haha. Bu programın ekibinde yer almak hislerimi saklamaya gerek olmayan bir şeydi. Sadece kendim gibi davrandım ve sanırım iyi iş çıkardım. Eğer duygularımı saklasaydım ve keyfini çıkarmasaydım neden program ilk sıralarda yer alırdı ki?

S:Sadece bir program olsa bile, evlilik yaşamı için izlenimin ne oldu?

C: Pogramda yaşadığım iyiydi bence. Eğlenceliydi. Bu programın içerisindeyken etrafımdaki insanları düşünmedim, pişmanlık duymadan çekimlerimi gerçekleştirdim.

S: Ne zaman evlenmeyi düşünüyorsun?

C: Ben biraz uçlarda yaşayan bir tipim bu yüzden bence erkenden olabilir veya zamanlamayı kaçırırsam gerçekten çok geç olabilir.

S: Konuşma tarzın çok rahat, senin gerçek kişiliğini merak ediyorum.

C: Öyle mi? Kendi tarzımda bir şeyler yapıyorum, gerçekten yapmak istediğim şekilde. Bu yüzden çevremdekiler benim hakkımda asla endişelenmezler. Çünkü iyi bir şekilde halledebilirim.

S: Lisede Judo yaptığını biliyoruz.

C: Judo kulübünün yöneticisinin tavsiyesi üzerine Judo yapmaya başlamıştım. Uzundum ve o zamanlar fiziksel kondisyonum gerçekten iyiydi. Denediğimde eğlenceli buldum. Ardından bir ödül kazandım ve bunun hakkında ciddi ciddi düşünmeye başladım. Etrafımda Judo'da iyi çok fazla insan vardı ve benim için başlamak adına çok geç olduğunu düşünerek vazgeçtim.

S: Çok hırslı gözüküyorsun.

C: Sanırım bu rekabet miktarı hakkında doğru. Temek olarak diğerlerinden çok kendime daha katı davranıyorum.

S: Hangi yönden katısın?

C: Cool olmayan veya sıkıcı şeylerden nefret ederim. Özellikle erkeksi olmayan şeyleri yapmaktan. Bu biraz kötü ama hayranlarla buluşmalarımız olduğunda aegyo yapmamı istiyorlardı, asla yapamazdım. Şimdi tüm hayranlar bunu anlayacaktır, ama çıkış yaptığımızda bununla ilgili çok üzgün oluyorlardı. Duygusuz veya soğuk biri değilim. Minnettar olduğumda teşekkür ederim, her zaman gerçek duygularımı yansıtırım. Ama sadece aegyo yapmaktan nefret ediyorum.

S: Geçmişte nasıl bir öğrenciydin?

C: Sanırım her şeyde iyi olmaya çalışan biriydim. Bu yüzden bir öğrenci olarak iyiydim. Tüm okul hayatım boyunca 15. sıradaydım ve bir altın madalyam vardı. Akademik bilgiler hakkında çok da iyi değildim ama bana söylenen neyse en iyisini yapmaya çalışırdım.

S: Okulda her zaman sınıf başkanı olmuşsun gibi bir şeyler sezdim.

C: Yanlış. Sadece başkan yardımcısıydım. (Gülüyor) Bir şeyin başı olmaktan nefret ederim. Biri bana yılanın başı mı ejderhanın kuyruğu mu diye sorsa ejderhanın gövdesini tercih ederim. İkinci olmayı ama güçlü bir ikinci olmaktan hoşlanırım. Bu benim mottom.

S: KBS2'nin <Cool Kiz on the Block> programında judo'dan kaynaklı problemin yüzünden kulaklarından operasyon geçirdiğini söyledin, ve doğal olarak yüzüne hiçbir şey yaptırmamış biri olarak yakışıklısın. Bu yüzle küçükken çok popüler olmalısın.

C: Öyleydim. Tüm yaşlardaki kadınlar ve erkekler arasında, herkes.. bu yüzden etrafımın sarılı olmasını pek sevmem.

S: KBS2’nin dizisi <Orange Marmalade>da AOA Seoulhyun ile eşleştirilmiştin. Aynı şirketten 'küçük kız kardeş'in ile aşk sahnelerinin olması seni zora soktu mu?

C: Çok rahat değildim. O küçüklüğünden beri izlediğim bir kız kardeşim gibi, ona aşık birini canlandırmaya odaklanmak zordu.

S: Sanırım CNBLUE ara vermeksizin çalışıyor. Tüm üyelerin programları dolu gibi göründüğü için hiç nefes almak istemiyor musun?

C: İstiyorum. Bir ay kimse bana bakmaksa ne güzel olurdu. Hiçbir şey düşünmeden yaşamayı denemek istiyorum. Ama bunu yapamıyorum, bu yüzden de elimden geleni ortaya koyup şu anki yaşantımın keyfini çıkarıyorum.

S: Ünlü kişiliğinin dışında, 20'lerindeki Jonghyun için en rahat hissettiğin zamanın ne zaman olduğunu düşünüyorsun?

C: Egzersiz yaparken, terlerken. Bu en huzurlu ve rahat hissettiğim an. 

S: Ailee ile yakın olduğunu duydum. Onun Eylül'de yayınladığı albümdeki <Fill Your Glass> şarkısının sözlerini yazıp bestelemişsin.

C: Müzikte gerçekten iyi olan insanları seviyorum. Ailee gibi, onun doğal bir yeteneği var ve çok iyi. O sevip de kıskandığım arkadaşlarımdan biri. Baştan sadece onu biliyordum ama onunla müzik hakkında konuştukça hemen yakın arkadaş olduk. Gerçekten çok cool biri.

S: Solo albüm yayınlama planların yok mu?

C: Bunun ne zaman olacağını bilmiyorum ama son zamanlarda şarkı yazmak için çok sıkı çalışıyorum.

S: Ne kadar da anlamlı bir hayat. Önünde uzanan hayatta, gelecekte ne tür bir insan olmak istiyorsun?

C: Havalı bir şekilde yaşamak istiyorum. Yaşa veya öl tarzı. Körü körüne bir yaşam tarzı değil, sadece havalı bir yaşam istiyorum.

*Bu yazının tüm hakları turkishboice.com'a aittir. Siteden yazı çıkarmak veya alıntı yapmak kesinlikle yasaktır!*

Source: @star1
Trans: cnbluestorm
Çeviri: mcnbl

[Röportaj] @Star1 Dergisi Kasım 2015 - Min Hyuk


CNBLUE, Zaman Hızla Uçup Gidiyor 

CNBLUE için zaman çok hızlı geçiyor; çıkışlarından itibaren şu an da 6. yılları. Müzik aktiviteleri, oyunculuk, eğlence programlarına katılımları, şarkı yazımı ve yurtdışı konserleri, her şey aralıksız sürüyor. Kendi hedefleri olan ve hayallerine ulaşmak için kendi tarzlarında çaba gösteren üyeleriyle olgunlaşan CNBLUE ile buluştuk.


<Kang Min Hyuk>

S: MBC'nin 'I live alone' programının yayınlanmasından sonra pek çok kadının aralarında konuştuğu bir konu haline geldin. Çiçek düzenlemeleri, evcil hayvan bakımı ve yemek yapmak, bunlar kadınların hayal dünyasında bulunan şeylerle tamamen uyuşan şeyler. 

C: Ben sadece nasıl yaşıyorsam aynen onu yansıttım. Programdan sonra etrafımdaki insanların bir çoğu detaylar konusunda bana sorular sordular. Nasıl kesiyorum, baharatları nasıl koyuyorum, bu gibi çok da önemli olmayan şeyler hakkında pek çok insan takipte olduğu için minnettarım. 

S: Kendi kendine çiçek düzenlerken ki görünüşün çok etkileyici. Bunu şu aralar mı öğreniyorsun? 

C: Son zamanlarda tanıtım etkinliklerimizden dolayı derslere çok katılamıyorum. Bu yüzden ders katılmadan önce çiçekleri almalıyım, önceden bunu programıma eklemeliyim. 

S: Çiçek düzenlemeye nasıl başladın?

C: Başta çiçekleri gerçekten çok sevdiğim için bir çiçekçiye gittim. Ama çiçekler çok pahalıydı. Fakat, etrafımdaki insanlar bana bir çiçek mağazasını ziyaret etmemi tavsiye edince oraya gittim. Orada çok fazla çeşit vardı ve fiyatları da uygundu. Oradan çiçekler aldım ve o zamandan beri kendim tasarlıyorum. 

S: En sevdiğin çiçek hangisi? 

C: Kuru çiçekler arasında kuzu kulağı cinsini seviyorum. Kuru olmasına rağmen bir arada tutma yönünü seviyorum. En temel tonu mor ve onu tercih ediyorum. 

S: Instagram hesabında çiçekler, sahne dekorları ve kediler olduğunu gördüm ve yanlış hesapta dolaşıyorum diye düşündüm. Bu fotoğraflara baktığımda içinde duygusal bir çocuk olduğunu hissettim. 

C: Gerçekten mi? Haha. Bunu hiç düşünmemiştim. Özellikle yaptığım bir şey değil. Sadece yalnızken biraz daha duygusal oluyorum. Küçükken yalnız yaşamayı severdim, ama çalışmaya başladıktan sonra yalnızlık duygusunu hisseder oldum. Yalnız olmayı sevmiyorum ve bu yüzden de evcil hayvanlarım var ve çiçek düzenlemesi yapıyorum. Ama bunun yanı sıra başka hobilerim de var. Bir şeylerle ilgilendiğimde yalnızlık hissi uzaklaşıyor. 

S: Bir kız kardeşin olduğunu duydum. Kız kardeşin için eş olarak CNBLUE üyelerinden birini seçecek olsaydın, kim olurdu?

C: Cidden bunu yapmak zorunda mıyım? Haahaha. Aslında bu hiç önemli değil. Onlar benim kan bağımın olmadığı ailem gibiler. 

S: Sanırım CNBLUE hiç düşüşe geçmedi şimdiye dek. İlk mini albümünüz 'I'm a Loner'dan beri her şey iyi gidiyor, değil mi? 

C: Hayır, bazı görünmez düşüşler yaşadık. Mücadele etmemize rağmen işlerin yolunda gitmediği zamanlar oldu ve çözülmesi için zamana bıraktığımız şeyler de oldu. Hayatın hep böyle zor gitmeyeceğini düşünüp bekledik, doğal olarak bu zor zamanlar geçti. 

S: SBS'in 'The Heirs' dizisinde rol aldıktan sonra Asya'da gerçekten çok ünlü oldun. Hatta geçtiğimiz Temmuz'da Tayland'da solo bir hayran buluşması bile gerçekleştirdin. 

C: Bu üyelerle sahnede olduğum zamankiyle karşılaştırıldığında tamamen farklı hissettiriyor. Ama bu bir konser değil de hayran buluşması olduğu için daha rahat ve eğlenceli hissettim.

S: Şu anda senin için en önemli şeyin ne olduğunu düşünüyorsun?

C: Açıkçası şu an pek bir şey düşünemiyorum. Sanırım şu aralar iş açısından zor zamanlar geçiriyorum. Sanki tekrar ergenlik çağından geçiyormuşum gibi. Eskiden de bu kadar sıkı çalıştığım zamanlar olmuştu ama iyi şekilde sonuçlanmadı, tükenmiş gibi hissediyorum. Bu açıdan bunları geride bırakmak konusunda kafa yormalıyım ama bunları geride bırakırsam daha da çok çalışmam gerekebilir. Şu anda ne yapacağımı bilmiyorum.

S: İleride ne tarz bir müzik yapmak istiyorsun?

C: Baskı altında hissetmeden yapmak istediğim tarzda.


*Bu yazının tüm hakları turkishboice.com'a aittir. Siteden yazı çıkarmak veya alıntı yapmak kesinlikle yasaktır!*

Source: @star1
Trans: cnbluestorm
Çeviri: mcnbl




[Röportaj] @Star1 Dergisi Kasım 2015 - Jung Shin


CNBLUE, Zaman Hızla Uçup Gidiyor

CNBLUE için zaman çok hızlı geçiyor; çıkışlarından itibaren şu an da 6. yılları. Müzik aktiviteleri, oyunculuk, eğlence programlarına katılımları, şarkı yazımı ve yurtdışı konserleri, her şey aralıksız sürüyor. Kendi hedefleri olan ve hayallerine ulaşmak için kendi tarzlarında çaba gösteren üyeleriyle olgunlaşan CNBLUE ile buluştuk.






<Lee Jung Shin>


S: Model Nam Joo Hyuk'a çok benziyorsun. 

C: Joo Hyuk ile yakın arkadaşız. Onu tanımadan önce bana çok benzeyen bir model olduğunu bir fotoğrafçıdan duymuştum. Ama onunla tanıştığımda o kadar da benzerlik olduğunu düşünmedim. Sadece Joo Hyuk'un kadınların hoşlandığı bir tarza sahip olduğunu hissettim.

S: Çıkışınızı yapalı 6 yıl geçi. En çok hangi yönünün değiştiğini düşünüyorsun?

C: Kendimi daha çok yansıtabilir hale geldim. Bir ünlü olarak etkinliklere alışkanlık kazandığım da ayrı bir konu. Şu anın çok önemli bir an olduğunu düşünüyorum çünkü eksik kısımlar ortaya çıkmak üzere.

S: Çıkış yaptığınız ilk günlerde masum 'tatlı çocuk' gibiydin ama son zamanlarda daha cesur ve tam anlamıyla daha erkeksi gözüküyorsun. Bu zamanla oluşan doğal bir değişim mi?

C: Kişisel olarak 'tatlı çocuk' tarzını tercih etmiyorum. Olabildiğince çabuk 30 yaşına varmak istiyorum böylece daha erkeksi görünebilirim. Bu yüzden de şimdiki görünümümden çok da memnun sayılmam. Genç gözükmüyorum ama yaşlı da değilim, kafa karıştırıcı. Bir an önce sadece yetişkinlerin sahip olduğu o ciddi havayı yakalamak istiyorum.

S: Albümün tanıtımları esnasında Lee Jung Shin'in kısa saçı, kadınların 'bu kısa saçı istiyorum' dediği saç seçildi. 

C: Bunu etrafımdaki pek çok kişiden duydum. Kişisel olarak bazı kısa saç tarzı için öneriler buldum ve saç stilistime danışarak bunu yaptım. O zamanlar referans olarak da Kimura Takuya ve Won Bin'in kısa saçlı fotoğraflarını seçmiştim. Komik olan şey ise, çıkış yaptıktan sonra bir saç merkezine gittim ve saçlarımı kestirmek istedim. Orada 30 yaşlarında bir kadın vardı ve 'bu kişi bir erkek ama lütfen benim de saçlarımı onunki gibi kesin" dedi. Sonuçta o da benim saç tarzıma döndü. (Gülüyor)

S: Kısa saça uyum sağlamak zor ve stilistler de onu kolay bir şekilde düzene koyamaz.

C: Gerçekten de öyle. İçe kıvırmak ve öyle tutmak kolay olmuyor. (Şaka yapıyor) Bu yüzden de bir saç tasarımcısının yardımı olmadan bu saçı kendi kendime yapamam.

S: Hobi olarak fotoğraflar çektiğini duydum.

C: Abimin işi fotoğrafçılığı da içine alıyor bu yüzden doğal olarak fotoğraf çekmek benim için bir hobi haline geldi. Şimdi de abimle yaşadığımız için ne zaman vaktimiz olsa yabancı dergilere bakarken genellikle fotoğrafçılık hakkında konuşuyoruz.

S: CNBLUE üyeleri içerisinde fotoğrafını çekmek için hangi üyeyi en iyi model olarak seçerdin?

C: Dünya turu esnasında üçünün de fotoğraflarını çektim ve her birinin kendi güçlü ve zayıf yönleri var. Bunu söylemek için fotoğrafçılıkta usta değilim ama en çok Yonghwa hyung ile fotoğraf çekerken eğleniyorum, Jonghyun hyung'un fotoğraf çekimiyle arası pek iyi değil. Minhyuk'layken de belki ben fotoğraf çeken kişi olduğum için gerçekten söylediğim hiçbir şeye razı gelmiyor. Yonghwa hyung benim çekmek istediğim tarza uyum sağladığı için sonuç iyi oluyor. Sanırım modelin uyumu açıkça fotoğrafın kalitesine etki ediyor.

S: Bence ileride CNBLUE albüm fotoğraflarını kendin çekersen daha da güzel olacaktır.

C: Bence de öyle ama şu an bunu sadece hobi olarak yapıyorum. Yapmak istediğim zaman yaptığım için hoşuma gidiyor, iş gibi değil.

S: Kıyafetler hakkında da sağlam kuralların olduğunu biliyoruz.

C: Özel bir tercihim yok ama gördüğüm an sevmediğim bir şey olursa o anda onu sevmiyorum. Çekimlerde sevmediğim bir şey giydiğimde de o fotoğraflar güzel çıkmıyor.

S: Bugünkü kıyafetini nasıl buldun?

C: Bugünküler, gerçekten hoşuma gitti.

S: 6 yılını CNBLUE üyeleri ile geçirdin, onların sevgili hikayelerine de tanık olmuş olmalısın. Sence CNBLUE üyeleri içinde sevgili yapma konusundaki usta olan ve bu konularda en kötü olan üyeler kimler?

C: Bu konuda ne kadar düşünürsem düşüneyim aramızda usta yok. Ben sadece kendime inanıyorum. Ayrıca üyeler arasında da kimse kimseye bu konu hakkında ipucu vermez. Ben her şeyi birilerine söyleyen bir tip olmadığım için bunları kendine saklayan ve yaygara koparmadan ilişki yaşayanları tercih ediyorum. Bir tavsiyeye ihtiyaç yok. Diğer taraftan, belki Minhyuk? Eğer onun birinden hoşlandığını veya birisiyle çıktığını görürseniz onun masumiyeti karşısında şok olabilirsiniz.

S: Üyeler içinde senin Jung Yonghwa ile daha özel bir ilişkin olduğunu öğrendim. O senin diş tedavinin ücretini de üstlendi.

C: Dişlerimi çıkış yapmadan önce tedavi ettirdim. Yonghwa hyung tanıtımlarına daha önce başladığından dolayı o biraz daha fazla kazanç sağladı. Bu yüzden bazen şaka ile 'ben senin diş tellerini ödedim' der ama doğru olduğu için hiç inkar etmeyiz.

S: Geçtiğimiz 3 yıl boyunca müzik ve oyunculuk etkinliklerini aynı zamanlı yürüttün. Oyunculuğun için kıdemli oyunculardan aldığın tavsiyeler arasında en çok hatırladığın hangisi?

C: Bu yılın başlarında KBS'in özel dizisi 'Thank you, Son'da yer aldım. Benim babam rolündeki oyuncu Choi Jin Ho idi. Çekimler çok uzun sürmemesine rağmen bana pek çok tavsiye verdi ve beni çok iyi kolladı. Ve her gün 'Sen en iyisisin' diyerek beni motive etti. Bunun için gerçekten müteşekkirim. Bu yüzden şimdi tatillerde ve ne zaman vaktim olsa onu arıyorum.

S: Kendi oyunculuğunu nasıl değerlendiriyorsun?

C: Evet, oyunculuğumu değerlendirmek için her şeyi inceliyorum, bu yüzden de kötü bir değerlendirme aldığımda üzülmüyorum. İnsanlar oyunculuğumu gördüklerinde ve şöyle-böyle dediklerinde öyledir ve iyi dediklerinde de iyidir. Bu sözlere çok takılmıyorum. Sadece oyunculukta gerçekten iyi olmak istiyorum ve bu yüzden de elimden geleni ortaya koyuyorum.


*Bu yazının tüm hakları turkishboice.com'a aittir. Siteden yazı çıkarmak veya alıntı yapmak kesinlikle yasaktır!*

Source: @star1
Trans: cnbluestorm
Çeviri: mcnbl

[Röportaj] @Star1 Dergisi Kasım 2015 - Yonghwa


CNBLUE, Zaman Hızla Uçup Gidiyor

CNBLUE için zaman çok hızlı geçiyor; çıkışlarından itibaren şu an da 6. yılları. Müzik aktiviteleri, oyunculuk, eğlence programlarına katılımları, şarkı yazımı ve yurtdışı konserleri, her şey aralıksız sürüyor. Kendi hedefleri olan ve hayallerine ulaşmak için kendi tarzlarında çaba gösteren üyeleriyle olgunlaşan CNBLUE ile buluştuk.


<Jung Yong Hwa> 

S: Yonghwa'nın sinsi gibi görünse de kendine has bir tarzı var. Görünen o ki senin caziben özellikle girişken olmakla ilgili. İnsanlarla hemen arkadaşça nasıl iletişim kurabileceğine dair bir yeteneğin var.

C: Herkese karşı iyi olmalıyız ama ben herkesle yakınlaşan bir tip değilim. Gerçekten çok yakın olduğum insanlar var da ve daha az yakın olduklarım da. Yakın olduğum kişilerle bir amaca sahip olarak yakınlaştığımı hatırlamıyorum. Bu sadece onların küçük detaylardaki değişimlerini fark ettiğim için oldu. Yani onlara saçını mı kestirdin, saçının rengini mi değiştirdin gibi sorarak. Bu dikkatli bir şekilde bazı şeyleri yakalamakta iyi olmak değil mi? Ben öyleyim. Hazır cevap bir kişiliğim var ve sadece daha önce kısa bir süreliğine görüştüğüm insanları dahi hatırlayan iyi bir hafızaya sahibim, onları çok iyi hatırlıyorum gibi davranıyorum. İnsanlar bunu sever.

S: Son zamanlarda FNC Entertainment, Yoo Jae Suk, Jung Hyung Don gibi pek çok sanatçıyı bünyesine kattı ve hızla büyüyen bir şirket haline geldi. FNC Entertainment'ın uzun süredir bir parçası olarak, şirketin bir programın olmasa dahi yine de ilgi göstermeye devam etmesi hakkında nasıl hissediyorsun?

C: Tabii ki çok iyi hissediyorum. Yeongdeungpo'daki ofisten Cheongdamdong'a taşınmak bile büyük bir adımdı. Başarının sebebi çok net olarak ben olmamama rağmen şirket iyi olursa ben de iyi şeyler ortaya çıkarırım diye düşünüyorum.

S: Eğlendirme yeteneğin çok iyi. Bunu çalıştın mı?

C: Eğlence programlarında büyük bir bir beklentim yok ve pratik de yapıyorum çünkü pratik yapmazsam bile çok iyi idare ediyorum. (Gülüyor) Ben de eğlence dünyasında yeteneğim olduğuna inanıyorum. Örneğin bir hikaye anlattım ve iyi bir tepki aldıysam çekimlerin son gününe kadar ne zaman zamanım olsa yine anlatırım. Böylece doğal olarak o ortamı korurum.

S: Eğlence dünyasına baktığında hangi ünlünün senden iyi olduğunu düşünüyorsun?

C: Şirketimizdeki tüm eğlence sektöründeki sanatçılar içinde mi? Geçmişte MBC’s <Infinite Challenge> programında yer almıştım ve o zaman 10'dan fazla konuk sanatçı vardı. Hepsi de eğlence/eğlendirme alanında müthiş yeteneklilerdi, ben rahatça konuşamamıştım bile. Özellikle de Kim Young Cheol. Hahahahaha. Konuk olduğum o gün, ünlü “Cheer up, superpower” yapıldı. Geriye bakıtığımda hâlâ eğleniyorum. Çekim setinde çok komik bir andı. Herkes uzun çekim süreci yüzünden çok yorgundu ve hiç kimse bir şey söylemek istemiyordu ama birden bire o “cheer up, superpower”dedi. Neredeyse ekipten 100 kişi gülmekten yerlere yıkıldı, Bu yetenek gerçekten ona bahşedilmiş bir hediye.

S: 'Kayak pistindeki yakışıklı çocuk' zamanından şimdiye dek, her zamanki gibi çok yakışıklısın. 

C: O kayak pistinde zaman geçirirken çekilmiş basit bir fotoğraftı. O fotoğraf sayesinde şirkete girdim ve şimdi olduğum kişiye dönüştüm. Dürüst olmak gerekirse ünlü olmak için seçmelere gelmemiştim çünkü onlar beni şirkete almak için Busan'a kadar gelmişlerdi. Ondan sonra ünlü olmaya başladım. O fotoğraf pek çok şeyin hayata geçmesini sağladı.

S: Senin selfie çekme tekniğin açık ara diğerlerinden farklı bir seviyede ve 'Selfie ustası' diye lakabın bile var. Lütfen tekniğinin sırrını bizlerle de paylaş.

C: En önemli şey ışık. Selfieyi parlak bir ortamda çekmelisiniz. En iyi yer doğal ışığın olduğu yer. Eğer ışığın olmadığı bir ortamda selfie çekecekseniz çözünürlüğü düşük tutmalısınız. O zaman başarılı bir çekim olacaktır. Eğer ortamda çok ışık varsa, selfie hangi uygulamayı kullanırsanız kullanın harika bir şekilde sonuçlanacaktır.


S: Fotoğraf çektikten sonra paylaşana kadar ne kadar süre geçiyor?

C: Bu biraz uzun sürüyor. Hahaha. Eğer iyi görünüyorsa önce Instagram'da, ardından Weibo'da ve en sonda da Twitter'da paylaşıyorum. Tüm sitelerde paylaşıyorum. Ama fotoğrafta %2'lik bir eksiklik olursa farklı yerlerde paylaşıyorum, bu fotoğraf Weibo için, bu fotoğraf Instagram için gibi. Ayrıca herhangi bir hata yapamamak için yazıları kontrol ediyorum.

S: Bu kadar zor bi iş olduğunu kimse tahmin edemezdi. Şimdiye kadar paylaştığın şeylere baktığında mutlu musun?

C: Hayır. Bazen sosyal medya hesaplarımdaki fotoğraf albümlerime baktığımda çok fazla selfie olduğunu düşünüyorum ve onları biraz azaltmalıyım diyorum. Ama yüzümden başka neyin fotoğrafını çekebilirim bilmiyorum. Diğer insanlar bazı kitapların fotoğraflarını çekip paylaşıyorlar ama neden bunu yaptıklarını hiç anlayamıyorum. Çok anlamsız. (Gülüyor) Özellikle kaktüs fotoğrafları. Dürüst olmak gerekirse ben sadece selfie paylaşmak istiyorum. Hahahaha

S: Bu yıl tek başına 27 şarkı besteledin. Bu kadar ilhamı nereden alıyorsun?

C: Ne zaman ara versem bir şarkı yazıyorum. Yazmak istediğim için yazdıklarım var ve yazmak zorunda kaldığım için yazdıklarım var. Daha çok pek dikkat çekmeyen normal şeylerden ilham alıyorum çünkü çalışma odasında oturup tasarlayarak şarkı yazılmaz. İyi sözler veya melodi aklıma etrafta eğlenirken veya makara yaparken geliyor. Öyle anlarda küçük notlar alıyorum ve böylece bir şarkı ortaya çıkıyor.

S: Bir önceki albümünüzde farklı sanatçılarla çalıştınız? Bir sonraki albümde de çalışmak istediğiniz sanatçılar var mı?

C: Hmm… Bunu şarkı yazarken belirleyeceğim. Genellikle şarkı yazarken, şarkıyla iyi uyum sağlayabilecek bir sanatçı aklıma gelir. Bunu düşündüğümde kişisel olarak o sanatçıyla iletişim kurar ve saygılı bir şekilde birlikte çalışıp çalışmak istemediğini sorarım.

S: Son zamanlarda dişlerini düzelttiğini duydum. O yamuk dişin çok çekiciydi, neden bunu düzelttirmeye karar verdin?

C: O başladığından beri ondan nefret ediyordum ve okul zamanımda bunu yaptırmak istemiştim. Ama iyi ortodontik sistem alamamıştım, arkadaşlarıma dişlerimi düzellttirdim diye göstermek de istemiyordum. Ama şimdi bunu neden o zamanlar yapmadım diye pişmanım.

S: Bu yıl çok az oyunculuk yaptın. Gelecekte oyunculukla ilgili planların neler?

C: Birkaç senaryo aldım ama bu yılın programı zaten hıncahınç dolu, bu yüzden gelecek yıl bir şeyler yapmayı planlıyorum.

S: MBC Everyone’daki <Weekly Idol>  programında kız gruplarının dansında yeteneğin olduğunu gördüm. Dans hareketlerinde ifadeleri bile yakalamışsın. Genelde buna pratik yapar mısın? 

C: Tabii ki hayır. Bunu yapmama gerek yok. Sadece izlerim ve kendi kendime dans ederim. Bu bir yetenek.

S: Bir dansçı idol de olabilirmişsin gibi gözüküyor.

C: Ben mi? Hmm... Evet sanırım bunun da altından kalkabilirdim.

S: Danslarıyla ilgini çeken herhangi bir kız grubu var mı?

A: 'İlgimi çeken' ne.... Hepsi orada. Tüm dansı yapamam tabii ki ama ana hareketleri biliyorum. Öğrenmeme gerek yok.

S: Çıkışınızdan 6 yıl sonra sonunda 'dar omuzlara sahip biri' imajından kurtuldun.

C: O zamanlar bunu duyduğumda niye insanlar beni böyle çağırıyorlar diye düşünmüştüm. Ama tanıtımlarımızın bittiği dönemde çok kilo aldım ve vücudum giderek ağırlaşınca konserlerde performans sergilemek giderek zorlaştı. O zaman egzersize başladım. Ama vücudum kendiliğinden iyi bir şekle büründü, şu anda vücudumdan memnun olduğumu söyleyemem. Çünkü son zamanlarda çok yoğun çalıştığımız için egzersiz yapamadım. Tekrar sıkı bir egzersiz programına girmeliyim. 



S: Gelecekte CNBLUE'nun ne yönde gelişmesini istiyorsun?

C:CNBLUE'nun 'cesur ve kalıcı' olmasını istiyorum. Etkinliklerimizi durdurmak istemiyorum. CNBLUE'nun kıymet verilen bir band olmasını istiyorum. Eğer bizden sonra gelen bandlere iyi bir örnek olabilirsek bu harika olur.

*Bu yazının tüm hakları turkishboice.com'a aittir. Siteden yazı çıkarmak veya alıntı yapmak kesinlikle yasaktır!*

Source: @star1
Trans: cnbluestorm
Çeviri: mcnbl





[Röportaj] OK! Magazin Kasım 2015: Kang Min Hyuk – “Gerçek Ben”


OK! : İlk solo hayran buluşman için yeterince iyi hazırlandın mı?

MH: Oldukça uzun zamandır ilk hayran buluşmam için hazırlanıyorum. Sık sık böyle buluşmalarımız oluyor. İlk buluşmama gelen insanların sadece CNBLUE bateristi Minhyuk’u görmelerini değil, ekip içinde de konusu geçen diğer yönlerimle birlikte beni tanımalarını istedim.   

OK!: Hayranların öğrenmesini en çok istediğin yönün nedir?

MH: Hayranlarımızın karşısına her zaman grupla birlikte CNBLUE bateristi olarak çıkıyorum. Ama bu Tayland’lı hayranlarımla yakınlaşabileceğim ilk seferim. Bu bir hayran buluşması olsa bile hayranlarımın benim hakkımda daha fazla şey öğrenebileceği ilk sefer.

OK! : Aktör Kang Min Hyuk ile baterist Kang Min Hyuk arasındaki fark nedir?

MH: Bateri her grup için önemli bir pozisyondur. Baterist olarak çok öne çıkmaya çalışmak yerine diğer üyeleri desteklemekten hoşlanıyorum. En önemli fark bu.  

OK!: Yani bir aktör olmak için daha ön planda durmak mı gerekli?

MH: Aktör olmanın çekici tarafı daha önce farkına varmadığım kendimle ilgili farklı şeyleri keşfetme şansımın olması. Başkalarının da beni daha iyi tanımasına olanak sağlıyor. 

OK!: Dizilerde rol almaya başladıktan sonra kendinle ilgili neler keşfettin?

MH: Oynadığım her rolde kendimle ilgili başka bir şey keşfettim. Mesela, bir rolümde sevilmeyi ilgi toplamayı seven bir çocuğu oynadım ama gerçek hayatta böyle biri değilim, nasıl ilgi toplayacağımı bilmezdim. Hayranlara bu yönümü gösterebileceğim belki de tek şansım bu.  


OK!: Gerçek hayatta insanların sempatisini dikkatini toplamaya çalışan biri değil misin gerçekten? Birazcık bile mi?

MH: Hem de hiç. 

OK!: Senin gibi tatlı ama utangaç biri… Beklenmedik erkeksi bir çekiciliğin var mı? 

MH: Bu soruya nasıl cevap vereceğimi bilmiyorum. Başkaları beni bu anlamda daha iyi değerlendirir. Cevap vermem gerekirse…en erkeksi tarafım...belki vücut çalıştığımda olabilir. 

OK!: Herşeyi aklında tutan veya herşeye bir açıklama getiren biri misindir?

MH: Herşeyi hatırlayamam ve her şeyi diğerlerine açıklayamam (gülüyor). Akışına bırakırım. Çok fazla düşünen biri değilim. Çalışırken genelde detaylara dikkatimi veririm ve dikkatle karara varırım. Ama iş sona erince “mutlu-hadi yapalım-şansıma” insanıyım.  

OK!: Uzun zaman önceki bir röportajda kötü dans ettiğin için hiçbir gece kulübüne gitmediğini söylemiştin. Hala böyle mi?  

MH: (Gülüyor) İlk defa 2012’de bir gece kulübüne gittim. İnsanlar müzik dinlemek ve dans etmek için gitmeyi sever ama ben öyle değilim. Benim için ailem ya da arkadaşlarımla arabada müziği açıp sesli olarak şarkı söylemek daha eğlenceli. 

OK!: Çoğu müzisyenin gece hayatı vardır. Sende de böyle mi?

MH: Ben de gece hayatına takıldım ama insanların düşündüğü şekilde değil. Genelde sabahtan akşama kadar çalışıyorum ve doktora gitmek ya da marketler kapanmadan 8-9’a kadar alışverişi tamamlamak gibi günlük koşuşturmacalarım oluyor. Arkadaşlarımla gece saatinde buluşabiliyorum veya ne yapmak istiyorsam gece zaman ayırabiliyorum. 

OK!: Müzik ve oyunculuk dışında öğrenmek istediğin herhangi bir şey var mı?

MH: Birçok şey var!

OK!: Yakın zamanda ne öğrenmek ilgini çekiyor? 

MH: Daha çok spor türleri…tenis veya dalış.. 

OK!: Daha önce hiç denedin mi?

MH: Hayır, daha önce hiç yapmadım. Ayrıca öğrenmek istediğim farklı müzik aletleri de var. Öğrenmek istediğim bir sürü şey var. Yeni şeyler öğrenmeyi seviyorum ama yeterli zamanım olmuyor. 

OK!: Senin tarzına uyan mutluluktan zevk alma yöntemi nedir?

MH: Uyumadan önce o gün neler yaptığımı gözden geçiririm. Eğer sıkı çalışıp o gün planladığım her şeyi tamamladıysam çok iyi hissederim. Birşeylerle uğraşmayı seviyorum. 

OK!: Rahatlamaya ihtiyaç duymuyor musun?

MH: Eskiden öyle düşünürdüm.. Ama işten sonra boş zamanım olunca yapacak hiçbir şeyim olmadığında sanki çok fazla zaman kaybediyormuşum gibi hissediyorum. 
OK!: Herkes CNBLUE’ya bakınca aranızdaki yakın ilişkiden etkileniyor. Diğer üyelerin senin için anlamını söyler misin? 

MH: Benim en yakın arkadaşlarım.. benim ailem..benim kan bağı olmayan erkek kardeşlerim gibiler.. 

OK!: Şu ara tüm üyelerin solo aktiviteleri oluyor. Tekrar bir araya geldiğinizde konuşacak birçok şey oluyor mu? 

MH: Bir araya geldiğimizde çok eğleniyoruz. Bir çok solo aktivitemiz var ama buluşup birşeyler yemek ve konuşmak için zaman yaratıyoruz genelde. Eğer grupça bir aktivitemiz varsa konuşmadan duramıyoruz. 

OK!: Konuşmalarınızın ana konusu ne oluyor?

MH: Genelde birbirimize günlük hayatımızda neler yaptığımızı anlatıyoruz. Solo aktivitelerimizden, neyle uğraştığımızdan veya yeni sanatçılarla ilgili konularda konuşuyoruz. 

OK!: Müzik dışında ortak ilgi alanlarınız var mı? 

MH: Birlikte aynı evde kalırken genelde oyun (*bilgisayarda) oynardık, basketbola giderdik veya birlikte bisiklete binerdik. Ama ayrı yaşamaya başladığımızdan beri bunları yapmaya pek fırsatımız olmuyor.  

OK!: Her birinizin bir diğerinden tamamen farklı bir özelliği var mı? 

MH: Tabi ki! Birçok şey var. Kanbağı olan ailelerde bile olur. Biz de diğerleri gibiyiz. Bazen müzik hakkında konuşuyorsak ve netleşmeyen şeyler kalıyorsa her zaman bir araya gelir ve hemen bunun üstüne konuşuruz.

OK!: En iyi danışmanın hangisi?

MH: Hepsi, tüm üyeler! İşle ilgili çoğunlukla lider olarak Yong Hwa hyung’u danışman alırım. Bir şey hakkında bilgim yoksa ve tavsiye alacak birine ihtiyacım varsa her zaman ona giderim. Günlük hayattaki bir konuda Jonghyun’a danışırım. Jungshin’se her konuda konuşabileceğim bir arkadaşımdır.  

OK!: Gelecekle ilgili şeylerden memnun musun?

MH: Hala tamamen memnun değilim. Hayatla ilgili %100 memnun olmak diye bir şey olmaz zaten. Gene de gelecekle ilgili her durum ve gelecek hayatımla ilgili her şey yolunda. Herkese minnettarım. Eğer bugün böyleysem sizlerin sayesinde. 

OK!: Hedefin nedir?

MH: Gelecekte evlendiğimizde ve çocuklarımız olduğunda… dilerim CNBLUE hala aile olarak kalır. Düşünmesi bile harika (gülümsüyor)


*Bu yazının tüm hakları turkishboice.com'a aittir. Siteden yazı çıkarmak veya alıntı yapmak kesinlikle yasaktır!*

Orj: OK! Magazine Tayland 
İng çeviri: Kelly BlueStar Boice @KellySiripoonya 
TR Çeviri: cg208 @TurkishBoice

[Röportaj] Lee Jonghyun KBOYS X SMART Moda Röportajı


 Tokyo’da çekimden önceki birkaç gün yağmur yağdı. Fotoğrafların çekildiği günse güneş çıktı. Fotoğraflar sıcak ve nemli havada çekildiği için üstünde süveter olan Jonghyun zorlanmış olmalı. Bu onun profesyonel yönünü bize gösterdi. Yüz ifadesi değişmedi ve duraksamadan çekimlere devam etti. Jonghyun gibi bir erkeğin modayla ilgili nasıl düşünceleri vardır.

-Daha önce modaya ilginiz olmadığını belirttiniz, birşeyler almak için alışverişe çıkar mısınız?

Jonghyun: Genelde yılda iki kere alışverişe çıkarım, yaz ve kış aylarında. Farklı mağazaları gezmem, alacağım her şeyi aynı mağazadan alırım (gülüyor). Bu sayede satıcı çok mutlu olur ve “sadece bir günde bu kadar çok şey alan kimse olmamıştı daha önce!” der (gülüyor). Tişört sevmediğim için değil, sadece zaman harcamayı sevmiyorum. Bu yüzden bir sezonda tek seferde 10 tişört, 10 pantolon, 10 ayakkabı alıyorum. 

-Senin için fotoğraf çekilmek zor olmalı.  Bu fotoğraf çekimi sonbahar dönemi modasına ait. Sonbaharda denemek istediğin bir tarz var mı?

Jonghyun: Açıkçası modayla ilgili belirli bir fikrim yok… (gülüyor). Bir tişörtle bir şort pantolonu eşleştiririm, özellikle beyaz tişört seviyorum. Ah, sonbahar içindi değil mi? Sonbaharda tişörte bir ceket ilave etmek iyi olur. Tam uyan pantolon giymekte iyi değilim o yüzden daha rahat etmek için ceket giymeyi tercih ediyorum. 

-Sonbahar için özellikle sahip olmak istediğin bir şey var mı?

Jonghyun: Sıcak bir mont. Kısa uzun fark etmez mont giymeyi seviyorum. Bileklere kadar uzun olanlar hoşuma gidiyor. Renk olarak koyu yeşil seviyorum; renk yeşil olsa da baktığınızda siyahmış gibi duruyor. Çok dikkat çeken dizaynlardan hoşlanmıyorum, normal bir şey yeterli.
-Tek seferde satın aldığında dizaynda faklılıklar oluyor mu? (?)

Jonghyun: Evet oluyor. Stilistim birlikte seçmek için mağazaya benimle geliyor. “Bu, bu, bu!” şeklinde oluyor. 

-Bu harika (gülüyor). Pek fırsatın olmasa da Japonya’dayken de alışveriş yapıyor musun?

Jonghyun: Bazen saat bakmaya çıkıyorum çünkü burada Kore’dekine göre daha ucuzlar. Bir iki kere buradan saat aldım.

-Yani saatleri de mi tek seferde hep birlikte aldın?

Jonghyun: Aynı şeyi saatlerde de yapmak için banka soymam lazım!! (gülüyor) Grup üyeleri alışverişe gitmeyi seviyor, ben de onlara takılıyorum.

-Toplamaktan hoşlandığın bir moda eşyası var mı?

Jonghyun: Öyle bir şey yok ama dolabıma bakınca tişörtlerden oluştuğunu görüyorsunuz. Hepsi aynı tarzda ve hepsi beyaz (gülüyor). Yaklaşık 40 civarı beyaz tişörtüm var ve hepsi aynı görünüyor. 

-Jonghyun’un bakış açısına göre CNBLUE üyeleri içinde en çok kim giyinmekten hoşlanıyor?

Jonghyun: Hepimiz hoşlanıyoruz. İçimizde buna en çok zaman ayıran Jungshin. Modaya ilgisi var.



-Bugünkü fotoğraf çekimleri nasıldı?

Jonghyun: Çok sıcak olduğu için çalışmak zordu ve üst üste birkaç şey giymem gerekti! (gülüyor) Modaya uygun giyinmiyor olsam da bence fotoğraflar oldukça iyiydi. 

*Bu yazının tüm hakları turkishboice.com'a aittir. Siteden yazı çıkarmak veya alıntı yapmak kesinlikle yasaktır!*

Orj: DNBLUE
İng Çeviri: @littlejongstar 
TR Çeviri: cg208 @TurkishBoice

(Röportaj) Nell’in vokalisti Kim Jong Wan CNBLUE’dan bahsetti


Kore’li rock grubu Nell’in vokalisti Kim Jong Wan Japonya’daki bir röportajında CNBLUE’dan bahsetti.

Röportajın CNBLUE kısmı:

-Sektörde çıkış yapan band (*grup) sayısı gün geçtikçe daha da artıyor. Sizden genç band’lerle anlaşabiliyor musunuz?

Kim: Denk gelen programlarımız sayesinde CNBLUE ile yakınlaştım. Bence grupları için oldukça fazla çaba sarf ediyorlar. Onlar da bizim gibi müzisyen ve müzik hakkında konuşmaktan hoşlanıyorlar. Enstrümanlarla ilgili bizim bile hiçbir fikrimiz olmayan bir sürü soru sordular.

-Rock festivallerindeki gruplarla CNBLUE gibi idol olarak adlandırılan grupları ayırma gibi bir durum var. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Kim: Bence hangi alanda olursa olsun eğer müzik yapmaktan hoşlanıyorsanız herkes aynıdır. Aralarındaki tek fark kullandıkları farklı piyasa yöntemleridir. Biz indie (*bağımısız grup olarak başladık. Canlı performanslarımız sayesinde insanlar tarafından tanındık. Eğer bir ajans şirketinde başlarlarsa tanınmak için televizyona çıkmak zorundalar. Çünkü Kore’de TV yayını oldukça önemlidir. TV’deki aktivitelerine odaklanan gruplar “idol” olarak adlandırılır. Canlı performans yapsalar bile televizyon yayını ortamı yüzünden izleyenlerin bunu farketmesi çok zordur.



*Bu yazının tüm hakları turkishboice.com'a aittir. Siteden yazı çıkarmak veya alıntı yapmak kesinlikle yasaktır!*


Orj link: news.kstyle 
İng çeviri: heich_ @justjyh 
TR Çeviri: cg208 @TurkishBoice
Video: Nell Turkey 

(Makale) Twitter kullanıcıları Jung Yonghwa’yı gördüğü için mutlu



Eğer bir twitter kullanıcısıysanız bu fotoğrafla karşılaşmışsınızdır. Fotoğraf Jung Yonghwa’ya ait.

Twitterı bilgisayardan bağlanmak için açtığınızda Jung Yong Hwa’nın aktör Woo Hyun ve Kim Sunyoung ile sevimli bir fotoğrafını görürsünüz. Bu Jung’un geçen seneki “3 Silahşörler” dizi çekimleri sırasında ailesini oynayan oyuncularla çekildiği fotoğraftır. Bu fotoğraf bilgisayar kullanıcılarını her zaman bir gülümsemeyle karşılar.

İlk gördüğümde Jung Yonghwa’yı gördüğüme şaşırmıştım. Çünkü Jung Yonghwa’yı twitterda takip ediyordum ve kullanıcı geçmişine göre seçilen bir fotoğraf olduğunu düşündüm. Ama MBC’nin “She was pretty” dizisindeki bir sahnede aynı fotoğrafı görünce meraklandım çünkü dizideki ekranda da Jung Yonghwa vardı! Sadece bana görünen bir şey değildi.

Aslında Jung Yonghwa’nın herkesin bilgisayarında olduğunu fark ettim. Sadece Kore’de değil, bu tüm dünyada yaşanan bir fenomendi. Twitter’a açıkça sordum: neden Jung Yonghwa’nın fotoğrafı?

Twitter yetkilisi cevap verdi, “Rastgele fotoğraflar belirliyorduk ve Jung Yonghwa’nın hanboklu (*Kore’nin geleneksel kıyafeti) ve Kore kültürü görüntüsüne sahip fotoğrafını görüp seçtik. Twitterda birçok kpop hayranı vardı ve Kore’yi kpop sanatçıları hesapları içinde bu fotoğrafın iyi temsil edeceğini düşündük. Sadece Kore’ye değil, tüm dünyaya fotoğraf servis edildi.”

*Bu yazının tüm hakları turkishboice.com'a aittir. Siteden yazı çıkarmak veya alıntı yapmak kesinlikle yasaktır!*

Orj: Park Sujung @tenasia
İng çeviri: @justjyh 
TR Çeviri: Cg208 @TurkishBoice