İMZA KAMPANYASI

(Hayran Anısı) Adminin Seyir Defteri ABU 2015 : mcnbl


Çok uzun sürdü kaleme almak. Atlatmak. Sindirmek. İnanmakla inanamamak arasında gidip geliyorum hâlâ işin açıkçası. Bilmiyorum bugün bile Cinderella dinlerken o görüntülerin gözümün önüne gelip damlalar halinde akmasından mı, yoksa yıllardır onlarla birlikte büyüdüğüm, güçlendiğim, zayıf yönlerimi, heyecanlarımı onların ritimleriyle kuvvetlendirdiğimden dolayı mı bu kendime gelip yazma süreci uzadı.

Bilenler var bilmeyenler daha yoğun. CNBLUE sevgisi içerisine sığmadığı için burada sizlerle CNBLUE bilgilerini paylaşan, çeviren adminlerden oluşuyor ekibimiz. Yıpransalar da, delirseler de, bir şarkıyla kendisine gelen ekip. Bazen birkaç!  Hastayken bir düğüm oluştuğunda sayfada çözmek için yatağından koşarak kalkan ekip. Bu yüzden bu ekibin hak ettiği değeri bilmeyenler için yazıyorum. 

Şimdiye kadar herhangi bir art niyet gütmeden taşan sevgimizi, onların başarılı müziğini daha fazla insanla paylaşmak her türlü eforu sarf eden Turkish Boice ekibi ve CNBLUE’nun İstanbul’a gelişi duyulduğundan itibaren sabah akşam birlikte hazırlıklar için uğraşırken büyük bir arkadaşlık kurduğumuz CNBLUE Turkey ekibi olarak CNBLUE’nun Türk hayranları için bir BİRLİK olduğumuzu bence en iyi sergilediğimiz anlardan biriydi. Emeği geçen her birine ayrı ayrı teşekkür ederim.

CNBLUE sevgisi kendim için konuştuğumda ise bireyselliğin dışında. Üye üye ele almaktan ziyade, yaptıkları müziğe kattıkları önemli.  Geçen günlerde gelişimleri önemli. Ruhsal hallerinin şarkılara yansıması önemli ki biz de aynı şartlar altında olduğumuz günlerde ilaç gibi geliyor zaten bu şarkılar. Dediğim gibi şarkılara yansıması. Gördüklerimden ziyade dinlediklerim. Peşlerinde bir şarkı için koşturduğum, deli gibi internetin altını üstüne getirdiğim günlerin getirdiği beklenti.

Yıllar geçti. Olgunlaştılar. Kendi şarkılarını yazarak, seslerini çıkararak ve hayallerini gerçekleştirmeye devam ederek geldiler bugüne. Ama bu kez bizimle paylaşmaya geldiler.  O sırada orada olmak isteyen binlerce Türk Boice için geldiler.

Yıllardır duyurmak istediğimiz Türk hayranlarının varlığını onlara göstermek ABU festivali aracılığıyla oldu. Bu mükemmel fırsatı, sadece tek şarkı için gelmiş olsalar bile değerlendirmek istedik. Hep inandık bu ilk gelişleri ama son olmayacak.

O geceyi nasıl anlatmam lazım bilemediğim için bu kadar uzun bir giriş yaptım. Üzgünüm.. Magazin We dergisinden Ahmet Filizoğlu aracılığıyla binlerce Turkish Boice’un sesi olmaya girdik. Bize bu heyecanı paylaşma şansı oluşturduğunuz için binlerce teşekkür. Bu şans ileride yaşanacak güzel günlere gebe.

Salona giriş için upuzun bir sıra vardı. Bu uzun sıranın rahatlıkla söyleyebilirim ki %85’i CNBLUE’yu görebilmek için oradaydı. Sırayı beklerken hediyelerimizi kontrol ediyorduk gerçekten onlara ulaşır mı diye. Elimizde onlar için aldığımız çiçekler vardı.  Işıklı çubuklarımızla şarkı boyunca mavi, green light bölümünde yeşil yakmak için sözler veriyorduk birbirimize.

İçeriye ilk giren gruplar arasındaydık. Bir gün önce havaalanında kaybolan(?) ve birkaç saat sonra metroda bulunan CNBLUE için hazırladığımız büyük afişimiz elimizdeydi. Etrafta kameralar, görevliler koşturup dururken o afişi asmak için ellerimiz titreye titreye uğraştık. Ben son dakikaya kadar o afişi öyle sıkı bağlamış olmamıza rağmen düşmemesi için veya bir görevli tarafından sökülmemesi için sürekli tetikteydim. Evet CNBLUE’nun sahneye çıkarken gördüğü ve yüzünü güldüren afişten bahsediyorum.

Program başladı. Bekliyoruz. Titriyoruz. Ellerimiz buz gibi. Hala zamanın nasıl geçtiğine inanamıyoruz. CNBLUE’nun ismi okunup sahnede ekipmanlar kurulurken hepimiz el ele tutuşuyoruz. Daha kapı açıldığı gibi gözyaşlarım düşmeye başlıyor. Tıpkı bunu yazarken olduğu gibi. Silmeye çalışıyorum. Çünkü onları görmek istiyorum. Kendime gelmem lazım. Gözyaşlarımı silerken hemen sahnenin sağ yanındaki ekrana kayıyor gözlerim. Televizyona nasıl yansıdığını salona da gösteren ekran. Ekranda gördüğüm Yonghwa, Jonghyun, Minhyuk ve Jungshin. Evet bunlar CNBLUE. Sola doğru sahneye bakıyorum. Bunlar kim diyorum kendi kendime. Öpücükler gönderen. Cinderella’yı söylemeye başlayan kim bunlar… Beynim yanmış. Çünkü bu zamana kadar hep ekrandan gördük, dinledik, seslerini özümsedik. Ekran daha gerçek geliyor o an. Kendimi çimdiriyorum kendime gelmem lazım.

Şarkı başladığı anda değil, daha CNBLUE ismi söylendiği an tüm salon ayakta ve çığlık çığlığa. Kapıdan girişleri ve şarkı söylerken tüm salonun eşlik etmesi, bizim mavi derken yeşil derken, zıplarken ellerimizde parçalanan ışıklı çubuklar.. Sahneye gelenin artık BEKLENEN olduğu ortada.

Sadece 3 dakika.

Ve bitiyor. Salon onların sahneden inişi ile boşalıyor tıpkı benim içimden senelerin akıp gitmesi gibi. Biriktirdiğim her şeyin o gün orada gözlerimden akması gibi. Çünkü anlıyorum ki aslında bugüne dek yaptıklarım  hiçbir şeymiş. Ekrandan onları izlemek ne kadar yetersizmiş. Aslında onlara ulaşmak, gittikleri her yerde onları takip etmek, fotoğraflarına bakmak, ne düşünüyorlar diye anlamak, şarkılarıyla bütünleşmek demek sadece onları canlı dinlemekle mümkünmüş. Bir şarkı. Sadece bir şarkı bunu gösterdi.

Artık CNBLUE’ya o günden sonra nasıl yaklaşabilirim bilmiyorum. Yaklaşmak.. Bunu açıklamak çok zor. Hissetmek belki de söylemek istediğim. Ekran ve sahne arasındaki farkı gördükten sonra artık yetinmek çok zor. Fotoğraflardan, ekrandan yetinmek çok zor. Performanslarını, ki bu sadece bir festivaldi, konser değildi, rahat değillerdi, ilk kez burada olmanın ve bu kadar yoğun bir karşılamanın şaşkınlığı içindeydiler, sadece bu bile bunu hissettirdi bana. Biliyorum her şey çok yeni. Olanlar olağanüstü. Buraya geldiler. Bizi fark ettiler ve eminim ki yine gelecekler.  

Bir performansla hissettiğim ne kadar büyüyebileceklerine dair bir öngörü aslında. Enerjilerinin yaydığı, kalplerinin SADECE MÜZİK için attığı, enstrümanlarının bile biz buradayız diye çığlık attığı sahneleri uzun yıllar sürecek. 

Onlar dünyanın zirvesinde bir band olacaklar. 

İnanıyorum ki bizleri unutmayacaklar.

mcnbl



Photo by: cnblue_square





0 yorum:

Yorum Gönderme